IMAT 2025 İstanbul skandalı: Öğrencilerimizin emeğini çalan sessizlik
Geçtiğimiz hafta İstanbul’da British Council tarafından düzenlenen IMAT sınavında yaşananlar, bir sınav skandalından öte, bu ülkenin gençlerinin alın terine vurulan bir tokat gibiydi. Yıllardır hayalini kurduğu tıp eğitimi için gece gündüz çalışan öğrenciler, gözetmenlerin sessizliği ve organizasyonun dağınıklığı karşısında çaresiz bırakıldı. Bir sınav adaletle yapılmadığında, aslında o sınav yalnızca kâğıt üstünde vardır.
Yılda yüzlerce öğrenciye İtalya eğitim yolculuklarında rehberlik eden yurt dışı eğitim danışmanı Burak Yılmaz ile yaptığım söyleşi sonucunda aldığım notlar... Sabahın erken saatlerinde sınav salonuna giren adaylar, daha ilk dakikadan itibaren belirsizlikle karşılaştı. Türk görevlilerin prosedürlere hakim olmaması, adayların sorularına yanıt verememesi, herkesin birbirine yönlendirildiği bir kaos yarattı. British Council gibi bir kurumun böylesine kritik bir sınavı bu denli amatörce yönetmesi, affedilecek bir hata değildir. Dahası, sınav başlamadan önce bazı adayların sınav kitapçıklarına göz attığı, aralarında soruları tartıştığı iddiaları salonlarda dolaştı. Sınav sırasında fısıldaşarak cevap paylaşanlar, tuvalet molalarını 2’şerli kullanarak bilgi alışverişi yapanlar... Bunların hepsi gözetmenlerin gözleri önünde oldu. Ama gözetmenler, öğrencilerin tabiriyle, “sinema izler gibi” izlemekle yetindiler. Asıl kırıcı olan, şikâyet eden öğrencilere verilen yanıttı; “Biz bir şey yapamayız.” Düşünün, hakkınızı arıyorsunuz, size bakan görevli sorumluluk almak yerine ellerini kaldırıp kenara çekiliyor. Oysa gözetmen orada adaleti sağlamak için vardır. Görevini yapmadığında, bütün emek çöpe gider. Bir başka rezalet ise sınav yönergelerinin yalnızca anlaşılması güç bir İngilizce’yle ve Farsça olarak aktarılmasıydı. Türkiye’de yapılan bir sınavda Türkçe bilgilendirme yapılmaması, bu ülkenin öğrencilerine yapılmış açık bir haksızlıktır. Bu, sınavın eşitlik ilkesine gölge düşürmüştür.