İŞİN İRONİSİNE BAKAR MISINIZ
ŞÖYLE de ilginç bir şey oldu.
Amsterdam’da yemekteyiz. Acente temsilcileri, gazeteciler, Corendon’un üst düzey temsilcileri var.
Ama masanın üstünde sadece tabaklar yok. Telefon ekranlarında da bir başka heyecan yaşanıyor. Fenerbahçe-Corendon Alanyaspor maçı.
Masadakilerin çoğu Fenerbahçeli. Ama işin ironisine bakın ki, biz Corendon’un sponsor olduğu bir masadayız.
Önce Alanyaspor öne geçti. Masada kısa bir sessizlik oldu. Ardından Fenerbahçe iki gol buldu. “Tamam, bu iş oldu” derken, uzatmalarda beraberlik geldi.
Ben kalkıp Yıldıray Karaer ve eşi Hazan Hanım ile Atılay Uslu’nun yanına gittim. Laf futbola, maçın son dakikasına geldi.
Fenerbahçeli olarak gülerek söyledim.
“Corendon Alanyaspor’u yenemedik...”
O sırada Hazan Hanım söze girdi. Meğerse çok koyu bir Fenerbahçeliymiş.
“Çok moralim bozuk” dedi.
Ve işte Amsterdam akşamının en eğlenceli anı buydu.
Bir yanda Alanyaspor’un sponsoru, diğer yanda Fenerbahçe’nin gönüllü temsilcileri... Aynı masada, aynı golün hüznünü ve sevincini paylaştık.
Futbolun güzelliği de burada aslında. Bazen aynı uçakta uçuruyor, bazen aynı masada oturtuyor, ama sonunda hepimizi aynı topun peşinde buluşturuyor.
Yıldıray Karaer - Hazan Karaer
TÜRKİYE’Yİ ÖZLEMİŞTİK
TÜRKİYE’den uçağa bindiğimizde hava 30’ların çok üstündeydi. Yani yaz devam ediyordu.
Amsterdam’a indiğimizde ise soğuk, yağmur, fırtına vardı. Yani kışa girilmişti.
Dünyanın birçok yerinden gelen meslektaşlarımızla bir araya geldik.
Avrupa’nın gündemini, konu başlıklarını konuştuk.
Sonra biraz otelin çevresindeki Amsterdam sokaklarında yürüdük.
Bisiklet sesinden başka bir ses yoktu; onlar da elektrikliydi.
Türkiye’ye dönerken birbirimize baktık ve dedik ki...
“Bu sakinliğe alışık değiliz. Biz Amsterdam’da birkaç günden fazla kalamayız.”
Türkiye’yi özlemiştik.