SORUNUN ASIL KAYNAĞI YOKSULLUK VE YASAL BOŞLUKLAR
Bir babanın küçük kızını canlı yayında oynatıp, üstüne bir de bunu “normal” diyerek savunmasını, “Toplumsal değerlerdeki erozyonunun çarpıcı bir örneği” olarak yorumluyor Sosyolog, Prof. Dr. Barış Erdoğan ve diyor ki: “Çünkü bu ‘normal’ sadece bir adamın cüreti değil, bir kitlenin, toplumun değerlerinden kopuşunun, norm erozyonunun bir ifadesi. Doğru, bireysel ahlaksızlar artıyor. Ama asıl mesele daha derin. Yoksulluk, ataerkil kontrol, algoritmik ödüllendirme ve yasalardaki boşluklar birleştiğinde, çocuk ailelerinin ya da başkalarının para, güç ya da görünürlük uğruna tükettiği bir ‘içerik’ haline geliyor.”
HER İZLENME DÜZENİ BESLİYOR
“Aşırı fakirlik kadar aşırı zenginlik de aynı sonucu doğuruyor. Toplumun ahlak terazisini bozuyor. Yoksulluk içindeki aile, ‘kolay para’ umuduyla çocuğunu ‘sahne’ye sürerken, şatafatın sarhoşluğuna kapılan zengin ise kendi sınır tanımazlığını, ‘yaşam tarzı’ diye dayatıyor. Her iki uç da bizleri ortak değerlerimizden uzaklaştırıyor. Ortada kalan geniş kitle yani bizlerse izliyoruz. Ve her izlenme de bu düzeni besliyor. Unutulmamalı ki bir içerik, ancak alıcısı varsa yaşar. Kimileri merakla kimileri tepki için kimileri gizli bir hazla bağlanıyor o yayına. Fakat algoritma niyeti değil sayıyı görüyor. Ve maalesef sayılar da bu çarpıklığı ödüllendiriyor. Baba gözaltında. Çocuk devlet korumasında. Bu, doğru bir adım. Ama bu tekil olayın ötesine geçemezsek yarın başka bir evde, başka bir çocukla aynı tabloyu görmeyeceğimizin garantisi yok.”