Karnımızın içinde koca bir dünya
Bağırsaklarımız bakteri, virüs, mantar, protozoa (tek hücreliler) ve diğer mikroskobik etkenlerden oluşan 10 ila 100 trilyon mikrobiyal hücre barındırır.
Bu sayı, bir insanın sahip olduğu insan hücresinden fazladır.
Uzmanlar bu topluluğun bizimle simbiyotik bir ilişki, yani karşılıklı faydalanma içinde olduğunu açıklıyor.
Onlar yediğimiz gıdalardan besin alırken bizim de besinleri sindirimimize yardımcı olurlar ve kendi başımıza yapamadığımız bazı bileşenleri parçalamamıza da yardımcı olurlar.
Son yirmi yılda, mikrobiyota ve sağlığımız üzerindeki etkisi hakkındaki bilgiler önemli ölçüde arttı.
Dr. Ahmed, bilim insanları tarafından geliştirilen yeni araç ve testlerin bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmaların ölçülmesine ve bunların bazı hastalıkların gelişimini nasıl etkilediğinin anlaşılmasına yardımcı olduğunu belirtiyor.
Dr. Pasricha, "Disbiyoz dediğimiz mikrobiyota dengesindeki değişiklikler artık insanoğlunun bildiği neredeyse her hastalıkla ilişkilendiriliyor" diye ekliyor.
2011 yılında Dr. Pasricha, sıçanlarla yapılan ve yaşamın ilk günlerindeki mide tahrişinin "depresyon ve anksiyete benzeri davranışlarda uzun süreli bir artışa neden olabileceğini" gösteren bir çalışmaya öncülük etti.
Diğer araştırmalar, disbiyozun - dengesiz bağırsak mikrobiyotasının - obezite, kardiyovasküler hastalıklar ve hatta kanserle ilişkili olduğunu gösteriyor.
Ancak Dr. Pasricha, net bir neden-sonuç ilişkisi kurmak ya da bağırsak mikrobiyotasında bulunan sorunların çeşitli hastalıkların kaynağı olup olmadığını belirlemek için yeterli kanıt olmadığına dikkat çekiyor.
"Hem hayvan çalışmalarında hem de insanlarla yapılan bazı araştırmalarda, bağırsakta başlayan bazı sorunların daha sonra anksiyete veya depresyona neden olabileceğine dair bazı veriler var. Ancak bu hastalıklar bağırsak yüzünden mi ortaya çıkıyor, henüz bilmiyoruz" diyor.😶