AÇILIŞ 150 MİLYON YAŞINDAKİ EĞRELTİ OTUNDAN
İnsanların ruhen ve bedenen kendilerini bulundukları yerden başka yerlere taşımak için mitlerle, sihirle, oyun ve büyüyle, sanat yoluyla ürettikleri büyülü bahçelerden birine giriyorsunuz kapıdan adımınızı attığınızda.
Sizi ilk karşılayan eser Camilla Rocha’nın köşkün çatısına tırmanan devasa ‘Asılı Eğrelti Otu ll” oluyor. Çalışmalarında kaybolmakta olan veya kaybolmuş coğrafyaları ve bitkileri araştıran sanatçı, bu eseriyle dünyadaki yaşamın başlangıcına götürüyor izleyiciyi. 150 milyon yıl önce karaya ilk kök salan bitkiymiş eğrelti otu. Bugün bildiğimiz bütün bitkilerin artık yok olmuş atasını temsil ediyor.
Camila Rocha ‘Asılı Eğrelti Otu II’ ve Yaşam Şaşmazer’in ‘ya da V’ heykeli
Kapıdan içeriye girdiğinizde ise Rebecca Louise Law’ın envaı çeşit kuru çiçek ve bitkilerden oluşturduğu gökyüzüyle karşılaşıyorsunuz. İnsana dünyadaki mutluluk anlarını, güzellikleri hatırlatan eserin hemen altında ise hayatın bir diğer gerçeğini, yok oluşu anlatan Yaşam Şaşmazer’in heykelleri ile karşılaşıyorsunuz. Toprağa karışmak üzere olan bir insan bedenini gösteren heykelin malzemesi de zaten kâğıt hamuru, toprak, taş ve bitki liflerinden oluşuyor. Heykeller insan ve toprak arasındaki ortak aidiyeti anlatıyor. Topraktan gelenin toprağa kavuşmasını... Serginin tamamındaki eserler de zaten doğma, üreme, esrime, haz ve sonunda yok oluş sürecinin çeşitli evrelerini anlatıyor.