Türkiye’nin masasında ‘Taste of Istanbul’ var
BUNDAN on yıl önceydi.
Gökmen Sözen bana bir soru sormuştu.
“Bu ülkeye dünyanın en iyi şeflerini getirirsem ne olur?”
Cevabını hepimiz gördük.
O vizyonun adı Gastromasa oldu.
Sadece bir yemek kongresi değil; mutfağı kültürel bir diplomasi sahnesine dönüştüren bir hareketti.
Sonra Gault&Millau geldi.
O sarı rehber artık yalnızca Paris’in, Roma’nın değil; İstanbul’un, İzmir’in, Gaziantep’in de sokaklarını, şef restoranlarını, lokal mutfaklarını not ediyor.
Kısacası, Türkiye’nin mutfak mirası bir “kültürel müzakere masası”na
dönüşmüş durumda.
Şimdi o masaya yeni bir isim daha ekleniyor; Taste of İstanbul.
Evet...
Sözen Group, dünyanın en prestijli gastronomi festivallerinden biri kabul edilen “Taste of” markasını Türkiye’ye taşıyor.
2026 Ekim ayında İstanbul, Paris, Londra ve Dubai’nin yanına adını yazdıracak.
Küresel gastronomi haritasında bir parantez değil, kalın bir satır olacak.
İmza töreni Londra’da yapıldı.
Taste Festivals Global’in VP & Managing Director’u Cécile Rebbot ile Gökmen Sözen bir araya geldi ve bu projeyi resmen başlattı.
Gökmen Sözen- Cécile Rebbot
Gökmen Sözen bu işbirliğini şöyle anlatıyor:
“Türkiye’de gastronomi sektörü her geçen gün daha da gelişiyor; yerel değerlerimiz uluslararası platformlarda daha fazla yer buluyor. Taste of Istanbul, yalnızca bir festival değil; Türkiye’nin gastronomi vizyonunu dünyaya taşıyan bir dönüşüm hareketidir.”
Düşünün...
Bir yanda Salon du Chocolat, bir yanda Gault&Millau, bir yanda kendi yarattığı Gastromasa, FSummit, Gastroway, Creative People...
Ve şimdi Taste of Istanbul.
Türkiye’nin turizm hikâyesi uzun yıllar “güneş, deniz, kum” üçlemesine sıkışıp kalmıştı.
Ama bugün dünya bizi başka bir başlıkla konuşuyor; o da gastronomi.
Anadolu’nun mutfak mirası artık yalnızca sofralarda değil, küresel kültürel sahnede.
Ve o sahnenin arkasındaki sessiz diplomat yine aynı isim Gökmen Sözen.
Tebrikler Gökmen...