Siyaset, toplumun refah ve mutluluğunu sağlamak amacıyla yapılan bir faaliyettir. Bu, aynı zamanda sorunlara akılcı çözümler bulmanın bir sanatıdır.
Dış politikayı ise "Ulusal Çıkarlar" belirler. Ulusal çıkarların vazgeçilmez iki temel unsuru vardır: Devletin devamlılığı (BEKA) ve toplumun refahı. Yani, dış politika adımları, devletin sürekliliğine ve toplumun refahına olumlu katkı sağlamalıdır.
Eğer toplumda insanları etkilemek amacıyla hamaset söylemleri yaygınlaşmışsa, bu durum algının gerçeğin önüne geçtiğinin bir göstergesidir. Çünkü gerçeklerin susturulduğu ortamlarda algılar hâkim olur. Algıların yayılması ile birlikte, alkışlarla beslenen sahte başarı hikâyeleri ortaya çıkar.
Beş bin yıllık yazılı tarih, hamasetin, duygusallığın ve ihtirasın asla bir strateji olamayacağını felaket örnekleriyle belgelemektedir. Eğer hayalperestlik ve ihtiras başarı getiriyor olsaydı, Napolyon ve Hitler Moskova’yı alır, Enver Paşa Hindistan’ı fethederdi.
Bazı ülkeler, krizleri önceden öngörüp önleyebilirken, bazıları da krizler çıktığında liyakatli kadrolarıyla soğukkanlı bir şekilde sorunu çözebilir. Ancak Türkiye, önce kendi kendine sorun üretip, sonra bu problemi çözdüğünde kendini alkışlayan bir ülke durumundadır. Dünyada benzer bir örneği var mı, bilinmez...