OLDUBİTTİYE GETİRMEYİN
Kuruldaki bazı kişilerin hat sanatını anlayan, bilen kişiler olduğunu biliyoruz. Bu konuda bir itirazım yok ama bilmek her zaman ciddi olmanın da vesikası olmuyor. Pekâlâ başka türlü, beklemediğimiz davranışları görebiliriz. Şunu söylemek gerek; Türk hat sanatını Hüseyin Kutlu ekolüne dönüştürmenin mümkün olmadığı ortada. Beğendiğimiz hat hocalarındandır ama her restore edilen camiye imzasını atmasını istemesi kabul edilebilir değil. Başta bizim kanunlarımız olmak üzere UNESCO’nun kuralları, hassas şartları belli. Eğer izinler almadan, oldubittiye getirerek bu işlemi yapmayı hayal ediyorsanız büyük bir yanlış yapıyorsunuz demektir. Kamuoyu açık bir şekilde bu işlemin hemen durdurulmasını ve tekrar üzerine konuşulmasını istiyor. Mimar Sinan imparatorluk coğrafyasına, imparatorluğun sanatına kendi üslûbunu ve merkezî Osmanlı havasını veren dâhidir. Lütfen herkes 16. asır Türk mimarisine, büyük ustanın en büyük eserine sahip çıkmayı öğrensin. Beğenmediğiniz hat ve tezhibin tarihini daha kendiniz tespit edememişsiniz. Hin-i muallakta bir hükümle restorasyona girişiliyor, hatta girişilmiş bile. Sinan’ın eserleri her kulun hatta her toplumun kendi tekeline alıp harcayacağı miras değil.
EDİTÖR NOTU
İlber Hoca’nın köşe yazısı baskıya hazırlandığı sırada son dakika Edirne İdare Mahkemesi, Selimiye Camisi’ndeki restorasyon çalışmalarına dair yürütmeyi durdurma kararı verdi.
BELEDİYELER, İDDİANAMELER VE BEKLENTİLER
GEÇEN sene bu köşede şöyle yazmıştım: “Türk halkı, devlet görevlileri, hatta okumuş kesim ve kendini ‘liberal’ sayan aydınlar bile, yerel seçimlerin ve belediyelerin bir halkın hayatı, yaşam kalitesi, siyasi terbiyesi için ne kadar önemli bir kurum olduğunu bilmiyorlar. Unutmayalım, partiler için referandum yapmıyoruz; yaşadığımız belediyelerin reislerini seçiyoruz.”
Aradan zaman geçti, seçim yapıldı, belediye başkanları seçildi. Bugün ise başta bazı büyükşehirler olmak üzere pek çok seçilmiş belediye başkanı cezaevinde. Fakat bir türlü iddianameler hazırlanıp mahkeme süreci başlatılmıyor.
Geçtiğimiz hafta, çalışmalarını her zaman takdir ettiğim Mansur Yavaş’ın ekibine de bir operasyon yapıldı. Mansur Bey, Ankara’nın bugüne kadar görmediği bir belediye başkanıdır. Âdeta unutulmaya terk edilmiş, yok olmaya yüz tutmuş tarihî kentleri ve kasabaları yeniden ayağa kaldırdı. İktisadi hayatlarının canlanmasına öncülük etti. Şehirde de iddiasız ama düzgün işler yapıyor.