YAVUZ BÜLENT BAKİLER
Geçen gün kaybettiğimiz Yavuz Bülent Bakiler, benim şairlerimden değildi.
Ben şiirde Sezai Karakoç / İsmet Özel / Cemal Süreya / Turgut Uyar / Edip Cansever çizgisine yakınım her zaman.
Türkçeye sonradan kazandırılan sözcükler konusunda da Yavuz Bülent Bakiler kadar tutucu olmadım hiçbir zaman.
Ben “mesele” de derim “sorun” da. “İhtimal” de derim “olasılık” da. “Şart” da derim “koşul” da.
Fetullah’ın gerçek yüzü ortaya çıkmadan önce TV’de Fetullah’la ilgili olumlu sözler etmiş Yavuz Bülent Bakiler. O konuşmasından kesitleri dolaşıma sokuyorlar sosyal medyada, “Bak o da Fetullahçıymış” diye.
Konuşmanın tarihini özenle saklayarak yapıyorlar bunu.
Keşke hiç bulaşmasaydı Fetullah’a ama sonuçta o sözleri söylediği tarih de önemli.
Yavuz Bülent Bakiler’in gıpta ettiğim özelliğine gelince...
Hiç duraksamadan, gürül gürül akan, asla teklemeyen, neredeyse hatasız konuşmasıydı.
Kâğıda bakmadan kâğıda bakar gibi konuşurdu. Cümlelerinde özne, yüklem falan her zaman yerli yerindeydi.
Allah’tan rahmet diliyorum kendisine.😐