Oturup düşünme vakti
BU yıl birden fazla kez Netanyahu ve Trump’la aynı odada bulundum.
İlkinde Trump çıkıp demişti ki... “Gazze’yi biz devralacağız. Filistinlileri süreceğiz. Gazze’yi Akdeniz’in incisi yapacağız.”
Hemen sonrasında İsrail, ateşkesi bozdu.
Az da olsa artan gıda, içecek, ilaç akışı durdu.
Katliam daha da şiddetli devam etti.
Gazze davası da Filistin’in geleceği de hiç bu kadar karanlık görünmemişti.
Aradan aylar geçti...
Ve bu sefer kendimi Netanyahu’nun karşısında bulduğumda işler daha farklıydı.
Acıyı, kanı, gözyaşını dayanılamayacak noktalara getiren Netanyahu, dünyanın gözünde artık bir paryaydı.
BM’de boş koltuklara konuşan Bibi, İngiltere, Fransa, Kanada ve daha birçok Batılı destekçisini de kaybetmişti.
Kendi ağzından duyun bir de... “7 Ekim’den sonra pek çok lider İsrail’e destek vermişti ama bu destek artık buharlaştı.”
İşte o buharlaşan destek, Bibi’yi 8 ayda 4’üncü kez buraya getirmişti.
Bu sefer Gazzelileri sürecek, İran’ı bombalayacak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı şikâyet edecek yüzü yoktu.
Tek bir şey kabul görecekti...
O da Trump’ın barış planını kabul etmek.
Başkan daha birkaç gün önce Türkiye ile birlikte 8 Müslüman lideri toplamış, planını anlatmış, destek almıştı.
Bibi’nin “kabul ediyorum” demekten başka lüksü yoktu.
Öyle de oldu.
Şimdi...
Trump’ın 20 maddesine bakınca canı sıkılanlar, morali bozulanlar, “pes mi ettik” diye isyan edenler çok var.
Duygu durumunu, hisleri, tepkiyi anlamamak mümkün değil.
O zaman Gazzeliler açısından bir bakalım...
Bu plan müspet midir?
-Gazze ve Filistin’in ilhakının reddedilmesi.
-Derhal çatışmaların bitmesi ve yardım geçişlerinin hızlandırılması.
-Zorla göçün tarihe karışması.
-Müslüman ülke askerlerinin güvence sağlaması.
- Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının tanınması.
Şayet bu maddeler kayda geçirilecek ve uygulanacaksa benim tek itirazım yok.
Ters gelen maddeler yok mu?
Var.
Her ne kadar Gazze’nin yerel yönetimi Gazzelilere verilecek dense de Barış Kurulu adında bir çatı yönetim ve kurul başkanının Trump olması can sıkabilir.