BİR GÜLÜŞÜN YERİNİ HİÇBİR KOD TUTAMAZ
BİR arkadaşım aradı, yeni reklam filmini nasıl bulduğumu sordu.
Seyrettim, sonra da not yazdım.
“Harika, çok beğendim. Görüntü, sahne, ışık şahane olmuş. Elinize sağlık.”
O da cevap verdi.
“İnfluencer yok, oyuncu yok... Bu tamamen bir yapay zekâ filmi.”
Gerçek gibiydi.
Bir dönem markalar mikro influencer’larla işbirliği yapmaya başlamıştı.
“Gerçek hikâyeler anlatan” insanlara yöneldiler.
Şimdi sıra, hikâyesi insan eliyle değil, insan aklıyla yazılanlara gelmiş görünüyor.
Sonra bir link daha yolladı arkadaşım:Ben de son dönemde bu yapay zekâ işine epey kafa yorduğum için hemen takip ettim.
Serenay sadece bir yüz değil; aynı zamanda bir algı laboratuvarı.
Hiç yorulmuyor, asla kötü ışıkta poz vermiyor, kriz yönetiminde soğukkanlı.
Ve en önemlisi; “Bugün paylaşım yapmasam mı?” diye ikilemde kalmıyor.
İletişimciler için rüya gibi, insanlık içinse düşündürücü bir tablo.
Çünkü iletişim artık değişiyor.
Eskiden “doğallık” üzerine kuruluydu.
Şimdi ise izlediğimiz şey, mükemmel kurgulanmış bir doğallık.
Yapay zekâ influencer’lar tam da bu gri alanda var oluyor.
Serenay’ın yüzünde piksel yok, ama arkasında bir algı mühendisi var.
Ne söylerse ölçülüyor, hangi rengi giyerse analiz ediliyor.
Artık iletişimde sezgi değil, veri konuşuyor.
Ve ironik biçimde, bir yapay zekâ çoğu zaman bizden daha “samimi” görünüyor.
Peki ya mizah? Onu da öğreniyorlar.
Şimdilik esprileri biraz fazla düzgün.
Ama bir gün daha insanca, daha doğal cümleler de kuracaklar.
İşte o gün geldiğinde, sosyal medya değil, gerçek hayatımız Black Mirror’a dönüşecek.
Ufukta ne var?
İletişim artık sadece “insandan insana” değil.
“İnsandan zekâya” ve hatta “zekâdan topluma” doğru evriliyor.
Bu da yeni bir alan yaratıyor: dijital kimlik ekonomisi.
Belki yarın markaları insan yüzleri değil, algoritmik karakterler temsil edecek.
Belki de bir gün herkesin yanında bir AI asistan influencer olacak.
Kahvemizi içerken kulağımıza fısıldayacak; “Bugün story atmayı unuttun.”
Ama ben yine de biliyorum.
Bir gülüşün yerini hiçbir kod tutamaz.
Evet, dünya değişiyor.
Ama güzel haber şu; mizah hâlâ bizde.