TAMER KARADAĞLI’YA SEMPATİ DOĞURACAK NOBRANLIK
AFİFE Ödülleri töreninde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü alan sanatçı Sükun Işıtan, sahnede yaptığı konuşmada Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı’ya teşekkür edince...
Salonda başlamış ıslıklar, yuhalamalar, protestolar.
Konuşturmamışlar Sükun Işıtan’ı. Öyle muazzam bir tepki.
Tamer Karadağlı, benim sempatik bulduğum biri değil.
Ne sempatisi!
Düpedüz antipatik buluyorum Tamer Karadağlı’yı.
Kanım ısınmıyor, “Benim kalemim değil” diyorum, adı geçtiğinde yüzümü buruşturuyorum.
Kaş göz oynatmasını, bilmişliğini, tarzını, stilini falan sevmiyorum.
Fakat Afife Ödül Töreni’ndeki protestocu kitlenin antipati ya da sempati ölçüsü, benimkinden çok farklı.
Onların ölçüsü, şöyle bir ölçü:
- Muhalefetten yanaysan: Alkış kıyamet, büyük sanatçı, valla bravo!
- İktidardan yanaysan: Küfür kıyamet, sanatçı değil, yuh üstüne yuh!
- Eğer Tamer Karadağlı muhalif olup sabah akşam Özgür Özel / Ekrem İmamoğlu övgüsü yapsaydı...
- Eğer Tamer Karadağlı iktidarın kendisine verdiği Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevini “Ben bu iktidarın bana verdiği görevi kabul etmem arkadaş” deseydi...
O salonu alkıştan yıkarlardı.
Yani o protestonun beslenme kaynakları şunlar:
İdeolojik nobranlık, politik tarafgirlik, bitmeyen nefret, tükenmeyen önyargı, ilkel cepheleşme dürtüsü...
Bu nobranlığa, bu tarafgirliğe, bu nefrete, bu önyargıya, bu cepheleşme dürtüsüne duyduğum tiksinti yüzünden...
Bu ödül töreninin ardından...
Tamer Karadağlı sempatik gelmeye başladı gözüme.😶