BEYİN GÖÇÜNDEN BEYİN ÇEKİMİNE
Çağlayan’ın dikkat çektiği bir başka detay da önemliydi.
Beyin göçü yavaşlıyor, hatta tersine dönüyor.
Avrupa ve kuzey ülkelerinden Türkiye’ye yatırımcı ilgisi artıyor.
Bir ülke, “gelecek burada” dedirtmeye başladığında, artık sadece sermaye değil, yeteneği de çekiyor demektir.
RENGİMİZ GELECEĞİN RENGİ OLMALI
ZİRVENİN uluslararası konuğu eski Intel üst yöneticisi Pankaj Kedia’ydı.
Türkiye için net bir mesaj verdi.
“Sadece Türkiye için değil, dünya için üretin.”
Bu cümle aslında “küresel düşün, yerel üret” çağrısının ters yüz edilmiş hali.
Çünkü artık mesele global pazara içerik sunan bir Türkiye yaratmak.
Zirve bu yıl “Colors of A.I.” temasıyla düzenlendi.
Evet, yapay zekânın artık tek bir rengi yok.
Ama ben oradan çıkarken Türkiye’nin rengini çok net gördüm.
Canlı, meraklı, üretken bir renk.
Her ülke bu yeniliği farklı bir renkle anlatacak.
Bizim rengimiz fırsatın ve geleceğin rengi olmalı.
YAPAY ZEKÂ ARTIK BİZİM HİKÂYEMİZ
ARTIK yapay zekâ yalnızca mühendislerin konusu değil; ekonomistlerin, hukukçuların, sanatçıların, iletişimcilerin de hikâyesi.
Pankaj Kedia, yapay zekâyı anlatmadı; onunla konuştu.
Kedia, “İnsanı merkeze alan bir teknoloji”den bahsetti.
Yani bu kez biz, sadece algoritmaları değil, etik değerleri de kodlamak zorundayız.
Turkish Technology Genel Müdürü Serdar Gürbüz’ün anlattıkları bana şunu düşündürdü.
Yapay zekâ artık sadece hız değil, öngörü demek.