Omega-3'ün sağlığa faydaları
Omega-3 (ALA, EPA ve DHA) açısından zengin bir diyet, karaciğer, kalp ve beyin dahil olmak üzere birçok sağlık yararı ile ilişkilendiriliyor.
Bir araştırma, omega-3 ve/veya balık tüketimi yüksek olan kişilerin yaşa bağlı göz dejenerasyonu riskinin çok daha düşük olduğunu ortaya koyuyor.
33 araştırmayı analiz eden başka bir çalışma ise omega-3 tüketiminin konsantrasyon ve hafıza gibi beyin fonksiyonlarını korumaya ve Alzheimer hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu.
Yeterli miktarda omega-3, özellikle EPA ve DHA almak, kan basıncının (tansiyon) düşmesi ve genel olarak daha iyi kalp sağlığı ile de bağlantılı.
Omega-3 zihin sağlığıyla da ilişkilendiriliyor. Bir çalışmada, araştırmacılar, orta miktarda balık ve omega-3 tüketimi ile depresyon riskinin azalması arasında bir bağlantı kurdu.
Ancak araştırmacılar, ALA'nın kalp sağlığı yararlarının EPA ve DHA ile karşılaştırılabilir olabileceğini, yine de bunun kesin olarak böyle olduğunu söylemek için henüz yeterli kanıt bulunmadığını vurguluyor.
Omega-3 ve/veya balık tüketimi ile sağlığımızın birçok yönü arasında bağlantı olduğunu gösteren sağlam kanıtlar var, ancak bu bulgular çoğunlukla deniz yağlarından elde edilen omega-3 DHA ve EPA'nın sağlık yararlarını gösteriyor.
Napier, "Deniz yağlarından elde edilen omega-3, kardiyovasküler (kalp-damar) sağlığımız, beyin fonksiyonlarımız ve ruh sağlığımız için önemli" diyor.
Balıklardaki cıva seviyeleri ne durumda?
Omega-3'ün sağlıkla birçok ilişkisi olmasına rağmen, balık yoluyla cıva alımının kanser ve kalp hastalığı riskini artırabileceğinden endişe ediliyor.
Balık ve kirleticilerle ilgili en büyük endişe, araştırmalara göre annenin plasentasından geçerek bebeğin gelişimini etkileyebilen nörotoksin cıva.
Ancak yapılan bir araştırma, bunun doğru olduğunu kanıtlayan yeterli veri bulunmadığını ortaya koyuyor.
NHS, hamile kadınların haftada iki porsiyondan fazla yağlı balık yememelerini ve kılıç balığı, marlin, soğuk füme somon ve çiğ kabuklu deniz ürünleri gibi balıkları tüketmemelerini önerirken, genel halk için böyle bir öneri yok.
Yine de okyanuslar kirlendikçe, balıktan omega-3 almak sağlığımız için daha zararlı hale gelebilir.
Kanıtlar, gezegenin ısınmasıyla birlikte okyanuslarda bulunan cıva seviyelerinin yükselebileceğini, eriyen Arktik permafrostta saklı cıvanın çevreye salınabileceğini gösteriyor.
Omega-3 ve 6'nın doğru dengesi nedir?
İşleri daha da karmaşık hale getiren ise, omega-3 alımımızın çoğunlukla ayçiçek ve kolza tohumu yağları gibi bitkisel yağlarda bulunan omega-6 yağlarıyla da bağlantılı olması. Son yıllarda omega-3 ve omega-6'nın doğru dengesinin korunmasına odaklanılıyor.
Omega-6, kötü kolesterolü düşürmeye ve iyi kolesterolü artırmaya yardımcı olur, ancak bir sorun var: Vücut omega-6'yı, kalp hastalığı da dahil olmak üzere birçok sağlık sorunuyla bağlantılı olan iltihaplanmaya neden olabilen araşidonik aside dönüştürür.
Buna karşılık doymamış yağ asidi olan araşidonik asit, iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olan moleküllere de dönüştürülebilir.
Buckland, "Araştırmalar, omega-6 ve omega-3 oranının yaklaşık 1 olduğu bir diyetle evrimleştiğimizi, ancak şu anda batıda bu oranın 15/1 ila 16.7/1 arasında olduğunu gösteriyor" diyor.
Araştırmacılar, omega 6/omega-3 oranının yüksek olmasının kalp hastalığı, kanser ve iltihaplanma ve otoimmün hastalık riskini artırabileceğini, diyetimizde omega-3'ün fazla, omega 6'nın az olmasının ise bu riskleri azaltabileceğini belirtiyor.
Omega-6 alımımızla ilgili endişelerin bir başka nedeni de, bu yağın bisküvi ve kek gibi birçok işlenmiş gıdada bulunması ve dolayısıyla bu gıdalarla ilişkilendirilmesi.