Platform, toplumsal olan bu sorunun ancak kamusal düzenlemelerle çözüme kavuşturulabileceğine inanıyor. “Her kadın; yaşı, dili, dini, ırkı, sosyo ekonomik durumu veya yaşadığı yer fark etmeksizin, aynı hakları kullanabiliyor olmalı.” diyor. Platform, bu hakların tüm kadınlar tarafından kullanılabilmesi için kamusal yaptırımların şart olduğunu savunuyor. Bunun için, kadınların; başta hayattayken korunmalarını sağlamak üzere, kamu otoritesinin kadınların yanında yer alması gerektiğini ifade ediyor.
Platform, kamusal kaynakların toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle dağılması için mücadele etmiş; bunu sağlamak üzere 2012 yılında kabul edilen 6284 sayılı Kanun’ un hazırlık sürecinde Bakanlık ve kadın örgütleriyle birlikte aktif olarak yer almış; ayrıca, 2013 yılında kadın cinayeti davalarındaki ayrımcı indirimlerin düzenlenmesiyle ilgili TCK tadil önerisini TBMM’ ne sunmuş bulunuyor.
Dava takiplerine Münevver Karabulut davasıyla başlamış olan Platform’ da ilk yıllarda sadece kadın cinayeti davalarının takibi yapılıyordu. Mücadele alanlarının genişlemesiyle birlikte kadına yönelik her türlü şiddet ve çocuk istismarı davaları da aynı sistematiklikle takip edilmeye başlandı. Bu takipler, hangi ilde olduğuna bakılmaksızın, Dava Takip Komitesi’ nin koordinasyonuyla gerçekleştiriliyor.
Gerçek adaletin yerini bulması için “kıskançlık”, “aşırı sevgi”, “gelecek”, “kravat” gibi ayrımcı indirimlerin önüne geçilmesi için çalışan Platform; öldürülen kadınların yakınları ve şiddete uğrayan kadınlarla birlikte yürütüyor adalet mücadelesini. Kamuoyu oluşturuyor, hukuki destek sağlıyor, mahkemelerde emsal kararların çıkması için uğraşıyor. Şüpheli kadın ölümü davalarında da gerçeğin açığa çıkarılması için mücadele ediyor.