Bir gastronomi seyyahı
Ömür Akkor bugüne dek tanıdığım en özel insanlardan. Hayata bakışı, duruşu, algılayışı, ilgi alanları çok katmanlı. Onunla sohbet etmek de, kitaplarını okumak da keyifli bir yolculuk gibi. Ama iş onu anlatmaya gelince zorlaşıyor.
Çok iyi bir araştırmacı, şef, yazar, daha doğrusu hep öğrenme ve öğrendikleriyle de sebep-sonuç ilişkisi kurmaya çalışan bir kültür insanı. Kilis’te doğmuş, ilkokul ikinci sınıfa dek orada yaşamış, sonra Bursa’ya taşınmış. İktisat Fakültesi’ni bitirip ‘kaymakam’ olmanın sınırından dönünce de aşçı olmuş. Ama yazıyla yemek yapmak hep yan yana ilerlemiş.
Bir yemek çeşidi onu binlerce yıl geriye götürebiliyor. Ülkemizin en eski arkeolojik kazısı Alacahöyük’te10 yılı aşkın süre çalışmasının, 4 bin yıllık yemekleri arşivlemesinin, pişirmesinin, Anadolu’yu karış karış dolaşarak Türkiye Gastronomi Atlası’nı ortaya çıkarmasının ardında bence hep bu dürtü var.
Ömür Akkor, ‘Erken Dönem İslam Mutfak Sanatı ve Kültürü’ kitabının önsözünde “yemek ve yeme kültürünün birçok değere ve hatta toplum hafızasını içinde barındıran doğurgan bir yapıya sahip olduğunu” söylüyor.
Amacını da yemek tarifi kitabı yazmaktan çok, dönem koşulları ve kültürünü bir kitapta yansıtmak olarak tanımlıyor.
Kitaplarının birçoğundaki tarifleri incelemiş, restoranlarında bu tariflerle yapılmış yemekleri yemiş biri olarak söyleyebilirim ki onlar sadece birer arşiv belgesi değil, lezzetleri de mükemmel. Türkiye mutfağının ne denli özgün ve değerli olduğunu tadıyla da ispatlıyor...