4)- KİMSENİN DESTEK OLMAYACAĞINI BİLİRDİK
Kendi deyimiyle ‘aşk derecesinde matematik tutkunu…’ Ancak üniversite seçimini tıp fakültesinden yana kullanıyor. Sebebini şöyle anlatıyor: “Biz hep birilerinin bizim elimizden tutmayacağını, bir torpilimiz olamayacağını, destek göremeyeceğimizi bilerek yolumuzu yürüdük. O desteğe ihtiyaç duymayacağımız en garanti meslek doktorluktu. Ayrıca doktorluk insana odaklanan, hizmet eden bir ideal mesleği. Sosyal yönü kuvvetli bir iş.” Uzmanlığını göz alanında yapıyor. Sebebi: “Başka branşlara ihtiyaç duymadan teşhis ve tedavisinin yapabileceği, ‘Görüyor mu görmüyor mu?’ ekseninde sonuç odaklı bir alan.”
5)- SÜRGÜNE İSYAN EDİP HUKUK OKUDUM
Hedefi ihtisasından sonra eğitim araştırma hastanesinde akademik kariyer yapmak. Ancak beklenmedik bir şekilde bir devlet hastanesine tayin ediliyor. Emir, “Böyle bir sürgüne maruz kalınca kariyerimin orta yerinden kırıldığını hissettim” diye anlatıyor: “Bu haksızlığa isyan ederek yeniden sınava girdim ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım. Bir yıl devlet hastanesinde çalıştıktan sonra askere gittim. Sonra beş yıl İskenderun SSK Hastanesi’nde çalıştım. Yaklaşık 15 yılım kamuda geçti. 2004 yılında özel kliniğimi açtım. 2005 affıyla yarım kalan hukuku bitirdim. Doktora tezimi ‘biyobankacılık’ üzerine yazdım.”
SERT POLEMİKLER TÜRKİYE’YE KAZANDIRMAZ
Murat Emir, çocukluğundan beri meraklı olduğu siyasete tam zamanlı olarak 2011’de girdi. Önce mahalle, sonra il delegesi oldu. 2014 yerel seçimlerinde Keçiören Belediye başkan adayıydı. 2015 yılında Ankara Milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Siyasette aradığını bulmuş mu? Yanıtı: “Toplumsal kutuplaşmaların arttığı, yoksulların kendi kaderine terk edildiği bir düzenin çaresinin sosyal demokrasi olması gerektiğine inandım. Siyasetçiler sert polemiklerden beslenir, kendi mahallesinde güç kazanır ama buradan Türkiye kazanmaz. Türkiye’nin kazanması siyasetin gerçekten halkın sorunlarına odaklandığı bir süreçle mümkündür.” Siyasette sert rüzgârların estiği bir dönemdeyiz. Göz kliniğini özlüyor mu? Yanıtı: “Haftada iki saat göz hekimliği yapma fırsatım oluyor. Bu iki saat beni çok rahatlatıyor, özlemimi gideriyorum. Diğer yandan siyaseti hep çok istedim. Genel Başkanımızın TBMM’deki vekili olmaktan onur duyuyorum.” Siyaset mi zor, göz ameliyatları mı? Gülerek yanıtlıyor: “Siyaset!”