Sizlere umut aşılasın
Torreria’dan nasıl bir çapkın olduysa...
Kızılcık Şerbeti”nin Nilay’ından nasıl oyuncu olduysa...
Bayhan ve Rıza Tamer gibi isimler kendilerine nasıl şarkıcı diyorsa.
Çığlık çığlığa bağıranlar ben YouTuberım diye geziyorsa.
Mekânlardan paraları cukkalayıp ben gurmeyim diye gezenler influencer olduysa...
Tüm bunla sizlere umut aşısı olsun.
Tek vurdurduğunuz aşı da bu olsun.
İnanın siz de istediğiniz olursunuz bu düzende...
Yüz karası!
Dünya Superbike Şampiyonası’nda skandal bir olay yaşandı. Ama o skandala rağmen yarışçımız Toprak Razgatlıoğlu dünya şampiyonu oldu.
Yarışa lider devam eden Razgatlıoğlu’nun yanına tam dönüş sırasında İtalyan rakibi Bulega yaklaştı.
Ve hazımsızlık, kin, öfke ve tüm kötü niyetiyle çarptı motosikletçimize.
O hızla yere düşüp düşüp savruldu Toprak... Başına daha kötüsü gelebilir miydi, evet...
Ama o kalktı devam etti ve diğer yarışa 10’uncu sıradan başladı.
Günün sonunda 3’üncü bitirdi yarışı ama her şeye rağmen puanıyla dünya şampiyonu oldu.
Son zamanlarda gördüğüm en sportmenlik dışı hareketti Bulega’nın yaptığı. Bence motor dünyasının yüz karası kendisi.
Umarım hak ettiği cezayı alır hatta umarım bir daha pistlerde yarışma hakkı bile elde edemez.
Tüm olan bitene rağmen büyük bir tebrik de Toprak Razgatlıoğlu’na.
Hem şampiyon oldu hem de kendisinin canına kasteden yarışçıya gidip sarıldı. İşte Türk sportmenliğidir bu! Helal olsun sana!
Mutfakta ‘Sanat’ yapıyorlar
İsminde ‘sanat’ geçiyorsa zaten bir puan önde olur benim nazarımda böyle yerler. Belli ki ardında bir vizyon vardır çünkü. Anadolu Yakası’na yolum düştükçe Ataşehir’deki ‘Sanat Ocakbaşı’na uğrarım.
İsminden mi yoksa mutfağının iyiliğinden mi bilemem ama bazı ünlü isimlerin de uğrak noktası orası.
Çünkü ‘ne kadar hesap gelir, bize acımasızca yüklenirler mi’ demiyorsunuz. bir de çok lezzetli yemekler yiyorsunuz. Gözünüzün önünde açılan o pideydi, lahmacundu ‘bu ne kardeşim’ diyorsunuz.
Abartmıyorum...
Üstüne eğleniyorsunuz. Hatta müdavimi olursanız belki DJ kabininin başına da geçebiliyorsunuz.
Ufak, sıkışık, ne konuştuğunuzu bile uğultudan duyamadığınız mekânlardan sıkıldıysanız ‘Sanat Ocakbaşı’na uğrayın.
Mutfakta sanat nasıl oluyor bir de siz puan verin...
Ama ayıp!
Restoran iyi bir restoran. Bilindik de bir yer... İstanbul’a gelmişler, şube açmışlar ama olmayacak bir şey yapmışlar.
Bülent Cankurt’un köşesinde okudum.
Hesap gelmiş 10 bin lira civarı. Tamam ona lafımız yok zaten.
Ama o hesabın içinde ‘Şarj’ diye bir kalem dikkat çekiyor.
45 lira yazıyor yanında.
Adamlar utanmamış, sıkılmamış hesaba şarj eklemişler.
Artık masaya getirilen taşınabilir şarj cihazı mı yoksa ‘biz telefonunuzu şarj edelim’ diye alınıp prize takılan telefonun şarj parası mı bilmiyorum. Ama her türlü çok ayıp.
Sen o zaman müşteri sana ‘merhaba’ dediğinde ‘selam’ parası falan da yaz oraya!
10 bin lira hesap ver, üstüne senden şarj parası alsınlar, olacak iş değil. Her gün şaşırmaya devam ediyoruz.