KAÇARKEN YOLDA DÜŞEN TAÇ...
Kendi halinde bir sabah gibiydi Paris’te, ta ki son dakika haberleri ajansalara düşene kadar. Sabah 9.30’da yaşandı olay. Louvre Müzesi açılmış, ziyaretçiler içeriye alınmıştı; ama dört kişi, yüksek görünürlüğe sahip inşaat yelekleri içindeydi. Sepetli vinç kuruldu, pencere kesildi, vitrinler kırıldı, mücevherler alınarak motosikletle kaçıldı. Suç zamanlaması, sahne dizaynı, kaçış kurgusu... Tek kelimeyle bir “Lupin” anıydı. Kaçarken kraliçenin tacı yolda düştü. Fransız gazeteleri olayı “halkın hazinesi”ne bir darbe olarak gördü; ama sosyal medya bir anda espri merkezine döndü. Bir tweet şöyleydi: “Napolyon ona ‘çarşambaya kadar giyin’ demişti, ama tacın geri dönüşü belirsiz.” Bir başka paylaşımda; “Mona Lisa 1911’de kaçırılmıştı, tacımızsa 2025’de yolda düşmüş” ifadesi yer aldı. Dünyanın en çok ziyaret edilen müzesi bile güvenlik bakımından alarm verdi.
DEĞER Mİ? TARİH Mİ?
SOYGUNUN ASIL KURBANI NE?
Milyon rakamlarını bırakın bir yana; bu mücevherler yalnızca takı değildi, Fransa’nın
tarihi kimliğiydi. Napoleon Bonaparte’ın eşi ve torunlarının mücevherleri, Fransız monarşisinin, imparatorluk döneminin sembolüydü. Öyleyse hırsızlık yalnızca metal ve taş değil: bir milletin kolektif hafızasına indirilen bir darbe oldu. İçişleri Bakanı’nın dediği gibi: “Bir mirasa saldırı.”
SARI YELEKLİ SOYGUN VE MÜZEDE ZAAF
Oysa müze dünyada en güvenilir yerlerden sayılıyordu. Bir güvenlik uzmanı şöyle söyledi: “Zamanları çok kısa, dört-yedi dakika. Bu bir rastlantı değil, senkronize bir oyun.”
Müze günübirlik kapandı. Ziyaretçiler üçgen cam piramidin önünde duran polis şeridiyle karşılaştı. Taç yan kapıdan yürüyerek çıkmıştı. Olay ciddi; ama gülmeden geçmek mümkün değil. “Küpelerle Mona Lisa’nın yanında selfie giderdi” gibi bir tweet dünyayı dolaştı. Bu da bize gösteriyor ki, tarih ne kadar ciddi olursa olsun, insanlar şakayı bırakmıyor.