Şehzadebaşı Caddesi’nden yürüsek; Orhan Veli’nin “İstanbul’un orta yeri sinema” dediği direkler arasına dönsek.
Zaman tünelinden geçip,
Edebiyat tarihimizin o muhteşem dekoruna düşeriz.
İşte; Nazım Hikmet’in Orhan Selim adıyla yazdığı Alman Çeşmesi: “Ayasofya halis Bizans, Sultanahmet Türk, Dikilitaş Mısır’dır. Alman Çeşmesi ne Osmanlı ne Mısır ne de Bizans’tır. Dikkat ettim güvercinler her halis kubbeye, gölgesi serinlik yaratan her saçağa konuyorlar. Onların konmaya tenezzül etmedikleri bir saçak, bir kubbe var. Alman Çeşmesi... Sultanahmet Meydanı’nı bu biçimsiz şark-operet dekorundan kurtaramaz mıyız?”
Fatih’te her taş, her kubbe işte böylesine ateşli yazılır.
İşte Sezai Karakoç’tan Sultan Ahmet Çeşmesi:
“Su yerine süs akıyor
Deliklerinden...
Tramvayın köşeleri sarıdır. /Ortasına oturmuş mesut bir sağır.
Bütün gün türkü çağırır./ Erir çeşmenin iki göz bebeği.
Ben o kanlı kızgın
Gözyaşlarıyım çeşmenin...”
Çınaraltı’nın günümüzdeki hali.
Dönemin gençlerini de alırsak; Abidin Dino, Orhan Veli, Özdemir Asaf, Sait Faik, Sebahattin Ali, Salah Birsel, Asaf Halet Çelebi.