Doğrusu Küllük Kahvesi’ni okurken; “Bir kahvehane için bundan güzel bir isim olabilir mi?” diye sormadan edemedim.
Orhan Veli’nin “vesikalı yarim” diye bitirdiği şiirin mekânı.
Evet ben yazının sonuna geldim. Ama biz daha bu muhteşem gezinin başındayız.
Daha Sahafların girişinde Çınaraltı Kahvesi var; kitap kurtlarının mekânı.
Sonra Kapalı Çarşı... Bit pazarı... Çadırcılar Caddesi... Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Huzur” romanındaki Mümtaz’ın gezdiği sokaklar.
Peyami Safa’nın Matmazel Noraliya’nın koltuğu romanındaki Ferid, meşhur krizlerinden birisini işte bu çarşıda geçirir.
Kemal Tahir’in “Yol Ayrımı” romanı da bu çarşıdadır.
Beyazıt’taki açık hava kahvesi: Küllük
5)- ANTİKACI CANSEVER’İN DÜKKÂNI
Ve geldik Çarşıdaki Sandal Bedesteni 32 numaraya.
Burası ilk gençliğimizden son ihtiyarlığımıza kadar takılıp kaldığımız Edip Cansever şiirlerinin mekânıdır. Daracık bir merdivenle çıkılan asma katta Edip Cansever, şiir çalışır. Alt katta ortağı Jak antikacılık yapardı.
“Fatih’in Edebiyat Durakları” Başkan Ergün Turan ve Turgay Anar’ın kültür ve edebiyat tarihimize bıraktığı bir mücevherdir. Bu eser, yazar ve düşünce adamlarımızın Osmanlı’dan Cumhuriyet’e doğru Fatih’in sokaklarında yaptığı bir resmi geçittir.
Bab-ı Ali’den geçin, onlarca edebiyat ve düşünce dergisinin kurulduğu yerdesiniz. Sezai Karakoç’un Diriliş’inden Papirüs’e...
Yeditepe’den Büyük Doğu’ya, Yazko’dan Varlık Yayınlarına, Meserret’ten Sinekli Bakkal’a kadar.
Tarih ve kültürümüzün doğum evleri...
Acaba diyorum; Kültür Bakanlığı ve Başkanlık bu muhteşem “eser rehber” eşliğinde geziler düzenleyemez mi?