Ben dansımla orkestrayı yönlendirdiğime inanıyorum. Herhalde ben ne iş yapsam onun idarecisi olurmuşum. Çok hızlı sorun çözerim. Sosyal ilişkilerim de iyidir. Orkestra şefliği son derece matematiksel bir iş, içinde inanılmaz bir mühendislik var. Bu anlamda iyi ki Anadolu Lisesi’nde okumuşum diyorum...”
ORKESTRA HEMEN ANLAR: ŞEF Mİ YOKSA ŞARLATAN MI
Bugün kariyerinde neredeyse 30 yılı geride bırakmış... Orkestra yönetirken neler hisseder? Yanıtı: “Kendimi evde gibi hissediyorum. Ben bu işi yapmak için doğmuşum. Sohbet ederken nasıl rahatsam orkestra yönetirken de o kadar rahat olurum ama orkestranın karşısına asla hazırlıksız çıkmam. Bazen yeni yapılan bir bestenin notaları son dakika gelir. Işık hızıyla öğrenir, nerede bir hata olabileceğini tahmin eder, nasıl çalıştıracağımı, orkestraya nasıl yaklaşacağımı bilirim. Yeni orkestrayla karşılaştığınızda önünde beş dakikanız vardır. Orkestra sizin bir şef veya şarlatan olduğunuza karar verir. İyi bir şef olduğunuza karar verirse kendini teslim eder. Her orkestrada uyumu bozan aykırı tipler vardır. Onların da hemen farkına varırım. Ankara Operası, Devlet Çoksesli Korosu’nda şeflik yaptım, Konservatuvarda ders verdim. Hep çok çalıştım hâlâ çok çalışıyorum.”
HER YENİ GÜN GÜZELDİR
Güler yüzünün sırrı: “Herkesin hayatında zorluklar vardır ama mutluluk hayata nereden baktığınızla alâkalı. Ben hayata başıma gelen kötü şeylere odaklanarak baksaydım asla ilerleyemezdim. Küçük yaşta annemi kaybettim ama şanslıydım; bizi çok iyi bir cici anne büyüttü. Sevgi dolu bir ailede yetiştim. Her yeni başlayan gün benim için çok güzeldir, bakalım gün neler getirecek!”
DOĞU’NUN ÇETİNLİĞİ BATI’NIN AKILCILIĞI
“Şef Varga, bana yıllar önce ‘İyi ki Türksün, dünyada kaç tane orkestra şefi Türk var’ demişti. Ne demek istediğini yıllar sonra anladım. Türkiye’de o kadar şanslı bir coğrafyada doğmuşuz ki batının doğusu, doğunun batısında. İçimizde Doğu’nun çetinliği ve hassaslığı da var, Batı’nın akılcı düşünmesi de... Bir Avrupalı kadar nazik de çalabilirim, bir Rus kadar vahşi de. Üzerimdeki kıyafeti değiştirir gibi çalışımı değiştirebiliyorum. En sevdiğim besteci yoktur. O gün ne yönetiyorsam üzerime onu giyerim, en sevdiğim besteci o olur.”
YENİ SEZON BAŞLIYOR
Yeni sezondaki pek çok eser satışa çıkar çıkmaz tükeniyor. Yazıcı, “İzleyicimize müteşekkiriz. Bizi hiç yalnız bırakmıyorlar. Onlarsız yaptığımız iş havada kalır” diyor: “Yeni sezonun ‘hit’ eseri Gilgameş. Ayrıca çocukluk hayalim Kuğu Gölü, her şefin korkulu rüyası La Boheme, Uçan Hollandalı yılbaşı klasiği Fındıkkıran… Sahneye çıkmayı müzik yapmayı o kadar çok seviyorum ki hepsinden aynı zevki alıyorum.” Siz bu satırları okuduğunuz esnada, Yazıcı, Angola’da olacağını anlatıyor: “Hem Türk eserlerinden oluşan bir resitalim hem Türk müzik hayatıyla ilgili bir konferansım var. Klasik müziğin sadece Avrupa’da olabileceğini düşünenlere Ahmed Adnan Saygun ve Ulvi Cemal Erkin’i çalacağım.”