harman yerinde çekilen halaylar, davul zurnalı köy düğünleri...
Sonra şehre dönüş, o belalı yolculuk
karanlığın daha da kararan koyuluğunda
ünlü kişilerin boş yücelikleri, karanlıkta kaybolan
giderek artan çatışmalar, savaş sesleri.
Mezarsız ölüler, sonu gelmeyen bağlılıklar, adrese ulaşmayan mektuplar
birdenbire korkunun kızıllığıyla başlayan şafaklar
bakarken ağaçlara
ne ağaçlarda şakıyan kuşlar ne çayırlarda türküye duran otlar
Belki gene de içimde hâlâ sönmeyen bir kıvılcım
o ölümsüz deniz özlemi
Deniz deniz hep yeniden başlayan.
Tanpınar’ın “Karanlıkta Gömülü” Kalan Şiiri - Oğuz Demiralp
“Bu sabah ikinci, bir haftadan beri üçüncü defadır ki ‘Beşinci Senfoni’yi dinliyorum. Ve bana daima büyük bir roman hissini veriyor. Yalnız bir noktada, baş tarafında motif çalışmalarının arasından birinci kemanın cümlesi çıktığı zaman şiirin kendisi oluyor.”
“Ah bütün bunları bugünkü zihni çalışmayı ve dikkati yirmi sene evvel elde etmiş olsaydım. (Opus 110 bozulmuş, fakat en sevdiğim 111 olduğu gibi. Buna çok üzüldüm.) Burada da her şeye yeniden başlamak lazım. Kemanın bu sesi ikinci kısmın sonunda doğru ve bütün eserde yer yer devam ediyor. Fakat cümle aynen geçmiyor. Bu cümlenin tahlilini yapabilmek yahut bir yerde okumak isterdim. Beethoven büyük istismarcı.
‘Eşik’e bu dersle döneceğim ve mümkün olursa yeni romanı onunla yazacağım...
Beethoven’in Beşinci Senfonisi sesten kurulmuş, görkemli, ulu bir saraydır.”
Üstadın yaptığı yorum, o sarayda elini kolunu sallayarak gezebilen ender ölümlülerden biri olduğunu gösteriyor. Keman seslerini dinlemekteki dikkatine bakın.
Ben bir türlü çıkaramadım. Üstat ise büyük bir musiki yapıtından çıkardığı dersle şirine dönmek niyetinde. Bu arada, gözümüzden kaçmasın: Şiirin iddia çıtası gittikçe yükselmektedir.
- Hece, Aylık Edebiyat Dergisi, Ekim 2025
Dosya: Binbir Gece Masallarına Yeniden Bakmak - Editörü: Sema Bayar
Sunuş: Okuyan Ölür, Okumayan Da... - Sema Bayar
Edebi eserin değeri zamanla ortaya çıkar denir, burada kasıt zaman içerisinde bu etkinin katlanarak çoğalması sadece yazın alanında değil farklı sanat dallarında da makes bulmasıdır. Binbir Gece Masalları’ndan etkilenen yazarlara şöyle bir göz gezdirdiğimizde -Voltaire, Montesquieu, Oscar Wilde, Poe ve elbette Borges- dünya edebiyatının önemli isimlerinin yolu bir şekilde bu masallarla kesişmiş diyebiliriz. Borges, masallara öylesine meftundur ki hem çağdaşlarını hem de bir izlek tayin ettiği haleflerini etkilemekle kalmaz, geriye giderek Binbir Gece’nin izini sürer. Hazırladığı seçkide Valtek de İngiliz romancı W. Beckford’un Binbir Gece’nin gölgesinde yazdığı eserdir. Burton çevirisinden okuduğu masalların Borges’deki iz düşümü, bugün Borges üzerinden edebiyata eklemlenen Türk yazarlarını dahi tekrar tekrar Binbir Gece ile buluşturur. Orhan Pamuk’un da Binbir Gece Masalları’na yazdığı önsözde çocukluktan kalma tanışıklığı, Karadağ’ın çevirisiyle bambaşka bir seviyeye çıkardığını ve kendi dilinden Kara Kitap’ta masalların büyülü atmosferinden nasıl etkilendiğini okuruz. Âlim Şerif Onaran’ın tercümesi ve bilhassa eserin başında yer alan önsözü ise bir başucu kaynağıdır artık.