Kıbrıs, jeopolitik ve jeostratejik konumu dolayısıyla tarih boyunca büyük güçlerin ilgisini çeken bir ada olmuştur. Doğu Akdeniz’in merkezinde yer alan Kıbrıs, bölgedeki deniz ulaşım yollarının kontrolü ve güvenliği açısından kritik bir öneme sahiptir. Ayrıca, Doğu Akdeniz’deki doğal gaz rezervlerinin keşfi, adanın stratejik değerini daha da artırmıştır.
Kıbrıs, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenliği için büyük bir öneme sahiptir. Türkiye için Kıbrıs, adeta batmayan bir uçak gemisi gibidir. Ada, Ortadoğu’ya yönelik operasyonlarda ileri karakol ve üs olarak kullanılabilecek stratejik bir coğrafya sunmaktadır. Bu nedenle, İngiltere’nin adada iki askeri üssü bulunmaktadır (Akrotiri ve Dikelya). Bu üsler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) topraklarının dışında sayılır ve İngiltere’ye ait egemen toprak olarak kabul edilir.
ABD, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası GKRY’ye silah ambargosu uygular. Ancak bu ambargo, 2020'de Trump döneminde kısmen; 2021’de ise tamamen kaldırılır ve GKRY’nin silahlanması için olanak sağlanır. GKRY, 2017 yılında Fransa ile ve 2024 yılında ABD ile askeri işbirliği anlaşmaları imzalar. Ayrıca, 2012’den itibaren İsrail ve GKRY arasında savunma işbirliğini güçlendiren çeşitli anlaşmalar yürürlüğe girer.
ABD, adada kalıcı olarak bulunmakta ve İngiliz üslerini ile GKRY’nin limanlarını kullanmaktadır. Fransa’nın ise GKRY’de iki deniz üssü ve bir hava üssü kullanım hakkı bulunmaktadır. İsrail yapımı bir hava savunma sistemi, 2024’ün sonunda GKRY’ye konuşlandırılacaktır. Bu sistem (Barak MX), meşhur demir kubbe sisteminden daha geniş bir menzil sağlar ve Türkiye ile KKTC’nin hava sahasını izleme kapasitesine sahiptir. Ayrıca, İsrail ve GKRY arasında ortak tatbikatlar düzenlenmektedir.
İngiltere, ABD ve Fransa’nın GKRY’deki üsleri, hem NATO hem de İsrail için stratejik önem taşımaktadır. Ancak bu üsler, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti’nin (KKTC) ulusal güvenliğini tehdit eden bir konumda bulunmaktadır. Bu sebeple, Kıbrıs ve KKTC, Türkiye için büyük bir önem arz etmektedir.
Tarih boyunca, Osmanlı Devleti Kıbrıs’ı 1571’de Venedik'ten almıştır. 1878 yılına gelindiğinde, II. Abdülhamit, 1 Temmuz 1878’de Kıbrıs’ı İngiltere’ye “emaneten” devreden bir antlaşma imzalar. İngiltere, Kıbrıs’a karşılık her yıl Osmanlı’ya bir miktar altın ödeyecektir. Böylelikle, 1571 yılında alınan Kıbrıs, 307 yıl sonra savaşılmadan İngiltere’ye devredilmiştir. Bu durum, Kıbrıs’taki Türklerin adayı terk etmek zorunda kalmasına yol açmış ve yerlerine Rumlar yerleşmiştir.
II. Abdülhamit döneminde Osmanlı Devleti, savaş yapmadan toprak kaybeden bir ülke haline gelmiştir. Bu dönemde sadece Kıbrıs kaybedilmemiş, aynı zamanda bugünkü Türkiye topraklarının yaklaşık iki katı büyüklüğünde başka topraklar da kaybedilmiştir. 33 yıl süren iktidarı süresince, Sırbistan, Karadağ, Teselya, Narda, Romanya, Bulgaristan, Doğu Rumeli, Bosna-Hersek, Niş, Dobruca, Mısır, Tunus, Kars, Ardahan, Batum, Oltu, Kağızman, Kotur, Girit ve Kıbrıs ile birlikte toplamda 1 milyon 592 bin 806 kilometrekare toprak elden çıkmıştır.🙄