Enflasyondaki düşüşün durması ve buna bağlı olarak TCMB’nin faiz indiriminde vites küçültmesi Borsa İstanbul’daki çıkışı sınırlayacak bir gelişme olarak görülebilir. Ancak ekim enflasyonu daha düşük gelirse faiz indirim sürecinin devamı tekrar piyasanın önüne havuç olarak konulabilir ve beklenti ihtiyacına cevap verebilir.
Borsanın en ciddi alternatifi ve rakibi faiz olduğuna göre çıkışı destekleyecek önemli katkı bu noktadan gelebilir. Bu açıdan enflasyonun seyri oldukça önemli.
Devam eden 09/2025 dönem bilanço sonuçları da ayrıca önemli olabilir. Bankalar başta olmak üzere lokomotif hisselerin bilançolarında görülecek iyileşmeler destekleyici olacaktır.
Ayrıca yine bankalardaki “en kötü geride kaldı” anlayışı ne ölçüde gerçeklik kazanacak bunu gözlemlemek gerekecek. Tavsiye olmamak kaydıyla, perşembe günü yayınlanan borsanın lokomotiflerinden Akbank bilançosunun beklentilerin bir parça üzerinde geldiği söylenebilir. Sanayi şirketlerinde enflasyon muhasebesi, kârları sınırlayıcı etkisi nedeniyle önemini koruyor. Kârlardaki törpüleme nedeniyle BIST100 fiyat kazanç oranlarının yüksek seviyelerde olduğu söylenebilir.
Cuma günü gelen mahkeme kararı Borsa İstanbul’da olumlu karşılanmakla birlikte ara düzeltme ve kâr satışlarına rağmen etkilerinin bir süre daha devam etmesi olasıdır.
MERKEZ ‘DEVAM’ DEDİ
Perşembe günkü TCMB toplantısından 100 baz puanlık indirim kararı çıktı. Beklentiler 100 veya ağırlıklı olarak 150 baz puanlık indirim yönündeydi. Böylelikle beklentilere cevap verilmiş oldu. Eylül enflasyonu yüksek çıkınca faiz indirimine ilişkin beklentiler de kısalmıştı. Ancak TCMB’nin toplantı metni, faiz kararından daha fazla tartışıldı. Metinde; eylül enflasyonunun yüksek çıktığı, dezenflasyon sürecinin zayıfladığı ve dezenflasyon ile ilgili risklerin belirginleştiği, sıkı para politikasının devam edeceği vurguları mevcut. Metindeki bu ifadelere karşılık faiz indiriminin devam etmesi biraz tartışmalara ve kafa karışıklığına neden oldu. Metinde faiz indiriminin gerekçesini bulmak zor. Enflasyonun faiz kararları için en önemli referanslardan biri olduğu bilinen bir durum. Bu açıdan faiz düşüşünün devam etmesi, daha çok reel ekonomideki yavaşlama ve son günlerde sanayicilerin haklı talepleriyle izah edilecek bir durum olsa gerek. Eylül ayında gıda fiyatlarının yükselmesi ve okulların açılmasıyla bir sapmanın olması, ekim enflasyonunda düşüş eğiliminin devam etme beklentisi de neden olabilir. Ancak ‘Ekim ayında ne olacak da enflasyon zayıflayacak’ sorusunun net bir cevabı henüz yok. Faiz kararının piyasalara etkileri “sınırlı pozitif” şeklinde oldu. Devam edip etmeyeceği noktasında ekim enflasyonunu görüp görüş vermek yerinde olacak.