ATATÜRK ÖYLE İYİ BİR KURMAY Kİ KADEME KADEME İLERLEDİ
- Bildiğimiz kadarıyla o dönem Meclis’te herkes Cumhuriyet taraftarı değil. Konvansiyonel bir Meclis olmasına rağmen ciddi bir muhalefet var, öyle değil mi?
“Öyle. Saltanatı koruma tavrı hâkim. Muhafazakâr bir Meclis. Atatürk ve bazı arkadaşlarının fikrinde var. Fakat kimseye açmıyorlar mevzuyu. Öte yandan kimseyi susturmuyorlar da. Dinliyorlar. Herkesin fikrini söyleyebildiği, savaşın buradan yönetildiği, her yasanın millet iradesinden geçtiği, ekonomik anlamda hesap veren bir Meclis. Milletin iradesinin hâkim olduğu bir sistem var ancak Cumhuriyet’in adı konmamış henüz. Öyle iyi bir kurmay ki buradan kademe kademe ilerliyor.
Erzurum Kongresi ile ülkenin bağımsızlığa giden yolunu açıyor. Kongrenin sabahında ise Mazhar Müfit’i çağırıyor ve ‘Sonuna kadar saklı kalacak. Bir ben, bir Süreyya, bir sen bileceksin...’ diyerek şunları yazdırıyor:
1)- “Zaferden sonra hükümet şekli Cumhuriyet olacaktır.
2)- Padişah ve hanedan hakkında zaman gelince icap eden muamele yapılacaktır.
3)- Tesettür kalkacaktır.
4)- Fes kalkacak, medeni milletler gibi şapka giyilecektir.
5)- Latin harfleri kabul edilecektir.
Cumhuriyet bir idare şeklidir. Rejimler değişir, irade değişebilir. Şunu söylemem mümkün ki Cumhuriyet’in en büyük kazanımı halkın egemenliğinin kabulü ve başka hiçbir ülkede görülmeyen şekilde bir kültür devrimi yapılmış olmasıdır.”
Atatürk, Cumhuriyet’in ilanını, 28 Ekim akşamı Çankaya Köşkü’nde, çalışma arkadaşlarıyla yemek yediği bu masada açıkladı