KÜLTÜR TURİZMİN AKÜSÜ GİBİDİR
Bakanlık bu projeyle bence çok doğru bir denklem kurdu.
Kültür,
turizm eşittir; sürdürülebilir ekonomi.
Festival; bir şehrin ekonomisini, bir bölgenin esnafını, bir otelin mutfağını da hareketlendiriyor.
Bakın, milyonlarla ifade edilen ziyaretçi sayısı yalnızca istatistik değil.
O milyonlar şehirlerin sokaklarında nefes alıyor.
Yerel sanatçının atölyesine uğruyor, yerel bir lokantanın masasında oturuyor, bir ebru yapan sanatçının yanında fotoğraf çektiriyor.
İşte o zaman turizm sadece ekonomi olmaktan çıkıyor; bir toplumsal hareketliliğe dönüşüyor.
YAŞAYAN MİRASIMIZ DA SAHNEDE
Festivalin bir başka güzel tarafı var; “Yaşayan Mirasımız” bölümü.
Ahşap oymacılığı, ebru, telkâri, taş işlemeciliği, kumaş boyama, sema talimi...
Benim için o sahnelerde bir konserden daha büyüleyici şeyler oluyor.
Bir usta, 40 yıllık el alışkanlığını bir çocuğa devrediyor.
Bir kültür, bir başka nefeste yeniden doğuyor.
Ve o çocuklar...
Her şehirde kurulan “Çocuk Köyü”nde; müziği, dansı, tiyatroyu orada tanıyorlar.🤫