Anadolu’nun bağrından, Ankara’dan yola çıkan ve Türk sanayiinin öncüsü olan Vehbi Koç, işte bu binlerce yıldır akıp gelen kültürel simgemizi, Anadol’un amblemi yapmıştı.
Anadol’un motoru Ford’tan temin edilmişti, Cortina modelinin motoruydu.
İşte aynı 1967 yılında, Güney Kore’de de ilk kez otomobil üretildi, Hyundai... Türkçesi “çağdaş” anlamına geliyordu. Adeta tesadüfün sözlük anlamıydı, çünkü Anadol’la aynı yıl trafiğe çıkan Hyundai, birbirlerinin çağdaşıydı.
Hyundai’nin motoru da Ford’tu, tıpkı Anadol gibi, Cortina motoruydu.
Anadol’un karoseri fiberglastı, ucuza üretilsin ucuza satılabilsin diye bu malzeme tercih edilmişti, gel gör ki, cam elyaf içindeki lifler saman’a benzetiliyordu, sermaye düşmanlığıyla cehalet birleşmişti, Anadol’a “saman araba” deniyordu, aşağılamak için “inekler yiyor” diye şehir efsanesi bile uydurulmuştu. Eşzamanlı olarak enteresan ötesi bir benzerlik, Güney Kore’de de yaşanıyordu, Hyundai için de karalama kampanyası yürütülüyordu, “güneşte bırakılırsa, kaportası sıcaktan eriyor” deniyordu.🤫