İlk döneminde çelik ithalatına ulusal güvenlik gerekçesi ile yüzde 25 vergi getiren Trump’ın ikinci döneminde bu vergiyi hem yüzde 50’ye çıkardığına hem de listeye çelik türevlerini da dahil edip genişlettiğine dikkat çeken Dalbeler, “İç talepte yaşadığı daralma sonucu ihracatını 60 milyon tonlardan 120 milyon tonlara taşıyan Çin ise diğer pazarlarda rekabet edilemez bir tedarikçi konumunda. Sektörünün neredeyse tamamı devlet kontrolünde olan ve maliyet mevhumu olmayan bir rakip ile bizlerin başa çıkması mümkün değil. Mevcut konjonktür, jeopolitik ve ekonomik belirsizlikler, artan enerji ve işçilik maliyetleri ABD dışında tüm çelik sektörlerini olumsuz etkilemekte ve kapasite kullanım oranlarını düşürmekte” diye konuştu.
Ardından sektör olarak beklentilerini şöyle sıraladı:
“Türk çelik sektörü olarak önümüzde oldukça zorlu geçecek bir yıla girerken öncelikle Çin ve Rusya gibi ülkelerden yapılan ithalatın yarattığı haksız rekabetin giderilmesi için acil adımlar atılmalıdır. Diğer yandan, AB ile masaya oturarak hem AKÇT hem de Gümrük Birliği anlaşmaları kapsamında Türkiye’nin bu yeni düzenlemeden muaf tutulmasına yönelik müzakere başlanması gerekmektedir.”
Demir-çelik sektörünün iki önemli isminin 2026 yılına ilişkin endişeleri böyle. ABD Başkanı Trump’ın karşı açıklamalarıyla SKDM hem dünya hem de Türkiye gündeminde hayli geri sıralara düştü. Ancak takvim tıkır tıkır işliyor. Türkiye olarak stratejik konumdaki demir çelik ve diğer sektörlerle ilgili olarak atacağımız adımlar uluslararası rekabette bize ciddi avantajlar sağlayabilir. Aman dikkat!