Seyirciyi çocukluğuna çağıran film
Yetişkinlerin dünyası deyince aklına iyi bir şey gelen var mıdır acaba? Hani sanki büyüyünce ulaşacağımız bir mertebe gibi sunarız çocuklara da, orada o çocuğu ne beklemektedir? Kazandıklarının kaybettiklerin yanında devede kulak olduğu, güya ‘özgür’ olacakken çok daha tutsak olduğun, bir de üstüne hayal gücünü kaybettiğin bir dünya. Belki o dünyaya katlanabilmek, o düzeni sürdürebilmek için gereklidir zaten, çocukluğun zengin hayal kurma yetisinin zayıflaması. Kaybetmeyenler ise kabına sığamıyor, yazarak, çizerek, film yaparak hayallerinden bir dünya kurmaya, unuttukları çocukluklarını insanlara hatırlatmaya çalışıyor. Bir kişi hatırlasa, o umuda tutunsa kâr.
62. Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nden en iyi film ve yönetmen (Seyfettin Tokmak) dahil yedi ödülle dönen “Tavşan İmparatorluğu”nun bu kadar çok sevilmesinin en önemli sebeplerinden biri bu diye düşünüyorum. Başkarakteri Musa’nın (Alpay Kaya) olanaklardan yoksul ama hayallerden zengin dünyasını muktedir ‘yetişkinlere’ ezdirmemesi. Onun karanlıklar içinde yaşattığı umut dünyasına bir şans vermesi ve seyirciyi çocukluğuna çağırması.🤫