Musa 12 yaşında bir çocuk, annesini kaybetmiş, hayatta bir tek babası var, o da “olmasa daha mı iyi olurdu acaba?” dedirten türden. Adı Beko (Altın Portakal’da En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü alan Sermet Yeşil); tazı yarışlarına yem olarak yaban tavşanı avlayan, yetişkin dünyasının en katı temsilcilerinden biri. Devletten engelli çocukların ailelerine bağlanan maaşı almak için Musa’ya engelli taklidi yaptırıp onların gittiği okula yolluyor. Tabii ki ‘onun iyiliği için’. Tahminen Beko da sevgi görmeden büyümüş, birkaç sahneden anlıyoruz ki bir Erol Taş babası değil, aslında seviyor Musa’yı kendince.
Küçücük yaşında hem annesiz kalan hem de omzuna ‘bir yetişkin gibi’ sahtekârlık yapma yükü yüklenen Musa’nın kaçıp çocukluğuna sığındığı bir yeri var: Babasının tuzaklarından kurtarıp iyileştirdiği tavşanlara sarılıp uyuduğu maden. Hem sığınağı hem de direnişinin karargâhı. Belli saatlerde dışarıdan sızan ışıkla büyülü bir ormana dönüşen, duvarlarında Musa’ya arkadaşlık eden gölgeler beliren bir başka âlem.
Bir ‘firari’si daha var filmin: Yarıştırılan tazılardan Mavi. O da kaçmış, yetişkinlerin onu kullandığı şiddet dolu dünyadan. Herkes onu arıyor. Her an bir yerlerden çıkabilir, sonra gene hiç var olmamış gibi kaybolabilir. Filmin senaristi ve yönetmeni Seyfettin Tokmak, Mavi’nin kendisine İngilizce ‘ansızın, birdenbire, beklenmedik bir anda’ anlamında kullanılan ‘out of the blue’ deyimini hatırlattığını söylüyor.
Yönetmen, kendi memleketi olan Elazığ’da, Keban’da çektiği filmin Musa’sını ararken Kars’ın Darboğaz köyünde karşısına çıkmış, çobanlık yapan Alpay Kaya. Tokmak, Ümraniye çocuk cezaevinde gönüllü film eğitimi verdiği çocuklarda gördüğü ve ‘çocukluk melankolisi’ adını verdiği duyguyu Alpay’da bulmuş. Filmi izleyince kastettiği iç burkan duyguyu görüyorsunuz Musa’nın yüzünde. Bir de hayvanlarla arasının iyi olması önemliymiş, tavşanları öyle bir kucaklayıp öpüyor ki onun onlarla yaşayan Musa olduğundan emin oluyorsunuz zaten. Gerçekten çocuk gibi gülümsediğini ise tek bir kez görüyorsunuz. Bütün karanlığına rağmen umut veren bir film.
Prömiyerini yaptığı 28. Tallinn Black Nights Film Festivali’nden de En İyi Senaryo ve En İyi Görüntü Yönetimi ödülleriyle dönen “Tavşan İmparatorluğu”, 13 Kasım’da başlayan 36. Ankara Film Festivali’nde seyirciyle buluşacak.