Homeros yeniden bizim ozanımız
Troya Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan’ı uzun yıllardır tanırım.
Onun tutkusu toprağın hikayesini bugüne taşımaktır.
Şimdi o tutkuyu yeni bir kitapta topladı.
“Homeros, Yeni Başlayanlar İçin…”
Bu kitap, yalnızca antik bir ozanın dünyasını anlatmıyor; aynı zamanda bize, “Bu topraklarda kimlerin sesi yankılanıyor?” sorusunu yeniden sorduruyor.
Yaklaşık 3 bin yıldır dünya edebiyatının kalbinde yer alan Homeros, savaşın, onurun, sabrın ve bilgelik arayışının sesi oldu.
Ama Prof. Aslan’ın bakışıyla o sadece Batı uygarlığının değil, Anadolu’nun da şairi.
Kitap, İlyada ve Odysseia’yı anlatırken yalnızca destanlardan bahsetmiyor.
Her bir dizeyi kazıdan çıkan bir parça gibi ele alıyor.
Ve soruyor.
“Bu destanlar nerede doğdu, kimlerin hikayesiydi?”
Homeros’un kimliğini tartışan yedi kent arasındaki mücadelede,
İzmir’in (antik Smyrna) nasıl öne çıktığını belgelerle, arkeolojik ve filolojik verilerle gösteriyor.
Sonuç net.
Homeros bir Ege ozanıdır.
Ve Aslan’ın ifadesiyle, Anadolulu ve İzmirlidir.
Rüstem Aslan, 40 yıllık Troya deneyimini kelimelere dökerken, arkeolojiyle edebiyatı, tarih ile mitolojiyi buluşturuyor.
Homeros’un dizelerini yalnızca şiir değil, Ege’nin tarihine açılan bir pencere olarak okuyor.
İlyada’da savaşın yıkıcılığı, onurun anlamı; Odysseia’da bilgelik, sabır ve dönüş…
Aslan’ın yorumuyla hepsi bugünün insanına yeniden sesleniyor.
Okur, sayfaları çevirdikçe Troya’nın rüzgarını, Ege’nin tuzlu kokusunu, Anadolu’nun derin hafızasını hissediyor.
Batı dünyası onu “uygarlığın babası” olarak anlatır.
Ama bu kitap bize başka bir şeyi hatırlatıyor.
Homeros yalnızca Batı’nın değil, bizim coğrafyamızın da sesi.
Aslan’ın cümlelerinde şu inancı hissediyorsunuz.
Bir uygarlığın büyüklüğü, sadece geçmişini bilmekle değil,
o geçmişi yeniden sahiplenmekle olur.
Prof. Rüstem Aslan, Homeros’un o ünlü dizesini bugüne çeviriyor.
“İnsan yaşadığı toprakların hikâyesini unutmamalı.”