Uluslararası danışmanlık şirketi Kearney’ nin 2025 Küresel Şehirler Raporu, özellikle şu bulgulara dikkat çekiyor:
Baskı altında dayanıklılık: New York, Londra, Paris, Tokyo ve Singapur artan küresel belirsizlik ve ekonomik dalgalanmalara rağmen Küresel Şehirler Endeksi’ nin zirvesindeki yerlerini korurken; Kearney’ ye göre günümüzde istikrar, artık geleneksel güç göstergelerinden çok uyum kabiliyetiyle tanımlanıyor. Jeopolitik gerilimlerin ve ekonomik parçalanmanın arttığı bir dünyada, esneklik ve dayanıklılık şehirlerin en değerli varlığı haline gelmiş bulunuyor.
Yeni rakipler yükseliyor: Rapor’ a göre küresel kentsel hiyerarşisi yeniden şekilleniyor. Taipei, Almatı ve Rio de Janeiro gibi gelişmekte olan merkezler lojistik, altyapı ve hizmet sektörlerine yaptıkları hedefli yatırımlarla öne çıkarken; özellikle Dubai, Abu Dabi ve Doha gibi Körfez şehirleri ise dönüşüm vizyonlarını somut küresel kazanımlara dönüştürerek etkilerini genişletiyor. Bu eğilim, küresel güç merkezlerinin artık yalnızca Batı’ da yoğunlaşmadığını, çok kutuplu bir şehirler çağının başladığını ortaya koyuyor.
Geleceğe yönelik farklılaşan beklentiler: Kearney’ nin ileriye dönük analizinde, şehirlerin geleceğe ilişkin performans farklarının giderek büyüdüğü vurgulanıyor. Batı’ daki birçok metropol yönetişim sorunları, sosyal yorgunluk ve eşitsizlikle mücadele ederken, Asya ve Orta Doğu şehirleri yaşanabilirlik, inovasyon ve altyapıya yaptıkları yatırımlarla hızla yükseliyor. Bu tablo; geleceğin şehirlerinin yalnızca ekonomik büyüklükle değil, vizyoner yönetim ve sürdürülebilirlik anlayışıyla şekilleneceğini gösteriyor.
Sistemsel uyum, yeni rekabetin anahtarı: Kearney Raporu, şehirlerin kalıcı rekabet gücünü belirleyecek temel unsurun; enerji, çevresel dayanıklılık, dijital altyapı ve yetenek geliştirme gibi sistemleri bir bütün halinde entegre etme becerisi olacağını belirtiyor. Bu sistemleri uyum içinde geliştiren şehirler, yalnızca aksaklıklara karşı dirençli olmakla kalmayacak; aynı zamanda yapay zekâ çağının küresel liderleri arasına girecek. Günümüzün metropollerinin önündeki asıl sınav, sadece yeni teknolojileri benimsemek değil; bu teknolojilerin potansiyelini en üst düzeye çıkaracak katalitik sistemleri inşa edebilmek olacak.
Özetle, dijital altyapıdan temiz enerji ağlarına, düzenleyici mekanizmalardan yetenek havuzlarına kadar her unsur; geleceğin şehirlerinin kaderini belirleyecek temel dinamikler arasında yer alacak.