Doğanın kırmızı reçetesi
Kış ayları, vücudun soğukla, mikroplarla ve yorgunlukla sınandığı mevsimlerin başında gelir.
Dışarıda esen sert rüzgâr, bağışıklık sistemimizi zayıflatırken; içeride kapalı ortamlarda geçirilen uzun saatler de virüslerin yayılmasını kolaylaştırır. İşte tam da bu dönemde doğa, adeta bir “kış eczanesi” kurar önümüze. Rafları kırmızıya boyanmış bu eczanede, narın tanecikleri, kırmızı turpun keskinliği, kırmızı lahananın parlak yaprakları, kırmızı elmanın diri dokusu ve kırmızı pancarın toprağı andıran kokusu başroldedir. Bu beşli sadece sofralara renk katmakla kalmaz, vücudun en derin hücrelerine kadar uzanarak hastalıklara karşı kalkan olur. Çünkü kırmızı renkli sebze ve meyveler, antioksidan zenginliğiyle hücreleri korur, bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücudun direncini doğal yollardan artırır. Her biri, doğanın bize sunduğu en güçlü koruma reçetesidir.
HÜCRELERE CAN VEREN MUCİZE
Nar, kış aylarının en görkemli meyvesidir. Her bir tanesi, adeta şifa damlası gibidir. Antioksidan kapasitesi, oldukça güçlüdür. İçeriğinde bulunan polifenoller, flavonoidler ve C vitamini, vücudu serbest radikallerin yıkıcı etkisinden korur. Bu da demektir ki nar, gripten kansere kadar birçok hastalığın önlenmesinde kilit rol oynar. Özellikle kış aylarında, bağışıklık sistemini uyararak vücudun savunma hücrelerinin etkinliğini artırır. Kan dolaşımını düzenler, kalp sağlığını destekler, damar tıkanıklığını önler. Aynı zamanda nar suyu, enerji verirken cildi de gençleştirir. Soğuk günlerde bir bardak taze sıkılmış nar suyu, hem moral hem de tam bir sağlık deposudur. Kısacası nar, kışın kırmızı mücevheri olarak hastalıklara karşı en güçlü doğal zırhlardan biridir.