60’ın üzerinde yerli ve yabancı sanatçının katıldığı bienalin çağdaş sanat ayağı iki yıl sonra tekrar gerçekleştirilecek. Ancak eşzamanlı olarak her sene farklı kolları insanları birleştirmeye devam edecek. “Akdeniz Bienali/Edebiyat, Akdeniz Bienali/Müzik gibi her yıl birçok ayağı olacak. Halk oyunları, yerel üretim, gastronomi gibi alanları da dahil edeceğiz. Amacımız, kültürel mirasımızı güncelleyerek, geliştirerek geleceğe taşımak” diyor Ekrem Kahraman.
Müze de kurulacak
Vakıf bu ruhu kalıcı bir merkeze dönüştürmek, küresel çapta bir çağdaş sanatlar müzesi de kurmak istiyor. Bunun için de Tarsus’ta bienalin devam ettiği üç ana mekândan biri olan, Kurtuluş Savaşı sonrasında kurulmuş ve koruma altına alınmış Çukurova Pamuk ve Yün İşleme Fabrikası (Çırçır Depoları) düşünülüyor. “İspanya’nın küçük Bilbao kentinde Guggenheim Müzesi kurulduysa, neden Tarsus’ta da olmasın? Biz daha büyüğünü yapmalıyız. Bu topraklar kültür-sanatın merkezi olmayı hak ediyor. İnsanları bu toprakların binlerce yıldır biriktirdiği bilgeliğin içinde toplamalıyız” diyor usta ressam.
O kadar haklı ki... Tarsus insanlık tarihinin rahmi adeta. Her şeyden önce buradaki Gözlükule kazıları, 9 bin yıl öncesine kadar gidiyor. Yani neredeyse Göbeklitepe kadar eski. Tektanrılı dine ilk inananlardan ve ilk peygamberlerden olan Hz. Danyal burada yatıyor. Dünyada ilk kez Hıristiyan kelimesini kullanan ve şu an Vatikan’da yatan Aziz Paul da burada doğmuş, büyümüş. Şahmeran efsanesinin de merkezi Tarsus. Kente Kleopatra Kapısı’ndan giriyorsunuz çünkü Mısır uygarlığının kraliçesi Kleopatra ciddi bir süre burada yaşamış ve uygarlığı buradan yönetmiş. Roma’nın kudretli imparatoru Julius Caesar da hakeza öyle. Yine dünyanın gelmiş geçmiş en etkili hekimlerinden Lokman Hekim de Tarsus’ta yatıyor. Tarsus’u alan Büyük İskender, ağır hastalanınca bir ay burada kalıp tedavi görmüş. Roma dönemindeyse Tarsus resmen ‘yıldızlar geçidiymiş’. Dönemin en tanınan devlet adamlarından ve filozoflarından Çiçero bölgeyi Tarsus’tan yönetmiş. Hatta Kleopatra’yla burada buluşup bir dönem aşk yaşamış. Tarihçiler Tarsus’la ilgili çok daha fazlasını anlatıyor. Dünya tarihini barındıran Tarsus bu ruhuyla Türkiye’yi dünyanın en önde gelen çağdaş sanat merkezlerinden biri yapabilir. Yapmalı.