SORU SORMAKTAN ÇEKİNMEZDİK
Özsoy, “Üniversite mezunu olmaları, bizim her şeyi aile içinde tartışabilmemize, doğruyu beraber bulmamıza vesile oldu” diye devam ediyor: “Bu yaklaşım beni okumaya ve araştırmaya sevk etti; ne konuda kafamda soru oluşsa hemen kitapları açar, kütüphaneye gider, kimseden çekinmeden sorardım. Çok meraklı bir çocuktum ve ‘Acaba yanlış anlaşılır mıyım?’ diye hiç çekinmeden o soruyla ilgili kendimi araştırmaya verirdim.”
NEDEN HİÇ KADIN BİLİMİNSANI YOK
Bugünün temellerini atan da her şeyi araştırma merakı olmuş: “Uluslararası çapta öncülük etmiş biliminsanlarının hayatlarını okurken dikkatimi çeken bir şey vardı; kadın araştırmacı ve biliminsanı sayısı o kadar azdı ki… En büyük düşüm, büyüdüğümde bir bilim kadını olmak, dünyanın sorularına cevap vermekti. Büyüdüğümde haklıyı ortaya çıkarmak, hakkaniyeti savunmak benim için en önemli kavram olacaktı. Onun için sorulara rastgele yanıtlar bulmaya değil, her sonucu delillere dayandırarak oluşturmaya çalışıyordum. Aslında fark etmeden biliminsanı olmanın temellerini küçükken atmışım!”
BİR HOBİ OLARAK MATEMATİK
İlkokulu özel bir okulda okuyarak sağlam bir İngilizce temeli alıyor. Ortaokul ve liseyi Yüzüncüyıl Orta Okulu ve Gaziantep Lisesi olmak üzere devlet okullarında tamamlıyor. Fen bilimleri derslerini seviyor ama asıl tutkusu matematik: “Biyoloji, kimya ve fizik derslerini iyi anlardım ama konu matematik oldu mu kendimi kaybederdim! İnsanlar müzik veya spor gibi uğraşlardan hobi olarak bahsederken benim en büyük hobim matematikti (gülüyor). Hep matematiği ne kadar çok sevdiğimden bahsederdim. Bunda sanırım aile içindeki, özellikle anne ve babamın mühendislik vasıflarının etkisi vardı.”
4)- JEODEZİ-FOTOGRAMETRİDEN HARİTA MÜHENDİSLİĞİNE
Özsoy, matematik aşkını Yıldız Teknik Üniversitesi Jeodezi-Fotogrametri bölümünü seçerek taçlandırıyor. Jeodezi ne demek? Gülerek yanıtlıyor: “O dönemki meşhur adı oydu; bugünkü meşhur adı ‘harita mühendisliği ve/veya geomatik mühedisliği.’ Anne mimar, baba inşaat mühendisi olunca ailedeki en büyük eksik harita mühendisiydi (gülüyor)... Türkiye’de harita mühendisliği; o dönemki adıyla ‘jeodezi-fotogrametri’ ilk Yıldız Teknik Üniversitesi’nde kurulmuştu. Haliyle Türkiye’nin ilk yetişmiş, en duayen ve kıymetli hocalarından ders alma şansım oldu. Harita mühendisliği matematiği ağırlıklı olarak kullanan bir alandır. Çalışmaktan çok zevk aldığım matematikle üniversitedeki branşımı birleştirmek benim için çok keyifli oldu.”
İLK TECRÜBE MARMARA DEPREMİYLE
Bu arada dünyada da gelişmeler oluyordu: “NASA ve Avrupa’dan uzaya uydular gönderiliyordu. Dünya yüzeyinde haritalandırmaların uydular üzerinden yapabildiğini biliyordum. İkinci sınıftan itibaren merakım uzaydan uzaktan algılama yöntemleriyle dünya yüzeyindeki parametreleri çalışmaya yöneldi. Lisans mezuniyetim sonrası YTÜ’de yüksek lisans programında ‘uzaktan algılama’ çalışmaya başladım ama uydu görüntüleri bulmak zordu. Sene 1999 olduğunda maalesef Marmara depremi oldu, bilimsel açıdan bu çalışmayı yapmaya imkân verdi; uzaktan algılama yöntemiyle İzmit Körfezi’nde karadan sızan petrolün denizin üzerindeki yayılımını araştırdım. Bu benim için önemli bir tecrübe oldu.”
MARS MI ANTARKTİKA MI
Antarktika’yla tanışması nasıl olmuş? Özsoy: “Doktora çalışmam için ABD’deki Texas Üniversitesi’nin uzaktan algılama laboratuvarından davet aldım. Uzaktan algılama ve uzaydan alınan verilerin analizleri konusunda dünyada gelişmeler oluyordu. Sene 2005. Hocam, tecrübelerimi iki alana uyarlayabileceğimi söyledi; Mars yüzeyi araştırmaları veya o dönemde yeni tartışma konusu olmaya başlamış iklim değişikliğinin etkilendiğini düşündüğümüz Antarktika’nın deniz buzulları üzerindeki etkisi… Harita mühendisliğinde uzaktan algılama görüntüleriyle bir çalışma yapacaksanız yersel doğrulamaya ihtiyacınız var. Mars’ta bunu yapmak mümkün olmadığından Antarktika’yı seçtim.”
HORSESHOE ADASI’NDAKİ TÜRK ÜSSÜ
Antarktika’ya dokuzuncu sefer geçen şubat-mart ayında yapıldı. Ekip, 30-35 gün çalışma yürüttü. Geçici yerleşkemiz 68 güney enlemi Horseshoe Adası’ndaymış. Burada buzul çekilmelerinden denizdeki gelgite, atmosferik koşullardan göl sularına ve mikroplastik ölçümlerine kadar jeolojik yapılarla ilgili çalışmalar yapılıyor. Bilim heyeti, Dismal Adası’nda Türkiye’nin sınırları dışında kurulan ilk istasyonlarından birisi olan sabit Küresel Konumlama Uydu Sistemi (GNSS) istasyonunun bakım ve tutum çalışmalarını bitirmiş. Burcu Hoca, “TÜBİTAK ile birlikte ASELSAN ve HAVELSAN ortak geliştirilmiş teknolojilerimizin orada denenmesi, milli teknoloji hamlesi çerçevesinde çok önemli” diyor.
ANTARKTİKA NEDEN ÖNEMLİ
“Antarktika dünyanın karakutusu… Buz derinliği dört bin metre; ne kadar derine inerseniz o kadar eskiye ulaşıyorsunuz. En son altı milyon yıl önce donmuş buz kütlesinin içindeki hafızaya ulaşıldı. Oradan çıkan bilgiler bize dünyanın geçmişiyle ilgili verileri veriyor. Milyon yıl önce karbonun atmosferdeki miktarını öğrenip doğanın dengeye girmesi için gereken değerleri çıkarabiliyoruz.”
ÖYLE NADİDE BİR NOKTA Kİ…
Prof. Özsoy, doktorasını tamamladığı 2010’a kadar Amerika’da Antarktika üzerine çalışmalarda bulundu. İlk Antarktika seferini bu dönem yapmış: “2006 yılında İsveç buzkıran gemisi Oden’e, Amerikalı, İsveçli ve Şilili biliminsanlarıyla katılarak Antarktika’ya ulaştık.” Antarktika’da olmak nasıl bir histir? Hoca: “Deniz buzu bambaşka bir görüntü. Antarktika olağanüstü bir atmosfer. Orada sadece siz varsınız, başkası yok. Belki de o noktada sizden önce hiç kimse olmadı. Deniz buzlarının iklim değişikliğine olan etkisini araştırmak ve NASA’nın o dönem ilk fırlattığı uydusunun ilk kullanıcıları arasına girmiş olmak benim için büyük mutluluktu.”
10 YILDA ARA KAPANDI
Profesörlüğü İTÜ Denizcilik Fakültesi’nden aldı, 2015 yılında İTÜ Kutup Araştırmaları Merkezi’ni kurdu. 2019 yılından beri TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü Müdürü görevini yürütüyor. Türkiye kutuplarda neler yapıyor? Yanıtı: “Dünyada Antarktika çalışmaları 1800’lerin sonunda başladı. 1959’da Antarktika Anlaşmalar Sistemi imzalanarak kıta yalnızca barış ve bilime tahsis edildi. Biz bu anlaşmanın 1995 yılında tarafı olduk. Son 10 yılda diğer ülkelerinin yarısıyla bilimsel başarı anlamında eş değer vaziyete geldik; 100’ün üzerinde Türk biliminsanı Antarktika’ya gitti, yüzlerce bilimsel proje ve makaleye imza atıldı. Bilimsel grupların üst düzey yöneticileri arasında Türk biliminsanları var.”