Geçen gün Columbia Üniversitesi’nin bir araştırmasına denk geldim. Haftada en az 5 kez ailesiyle yemek yiyen çocuklar, hem okulda daha başarılı hem de sosyal hayatta daha güçlü oluyor. İletişim becerileri gelişiyor, kelime dağarcıkları genişliyor.
Düşününce çok mantıklı geliyor. Çünkü ortak sofralar sadece yemek için değil, birbirini duymak, dinlemek, fark etmek için bir alan sunuyor.
Kendi çocukluğumdan hatırlıyorum, bazı akşamlar masada sadece yemek değil, günün kırgınlıkları, hayalleri ve fikirleri de paylaşılırdı. Sessiz kaldığımda bile biri "sen ne düşünüyorsun?" diye sorardı. Şimdi geriye dönüp baktığımda, en çok o masalarda büyümüşüm aslında.
Aileyle birlikte oturulan sofralar, çocuklara fark ettirmeden pek çok şey kazandırıyor: Aile değerlerini doğal biçimde içselleştiriyorlar, farklı fikirleri duydukça eleştirel düşünmeleri gelişiyor, kendilerini ifade etmeyi öğreniyorlar ve bu sayede hem riskli davranışlardan uzak duruyor hem de kendilerini gerçekten değerli hissediyorlar.
Günümüzde hepimiz her şeyi hızlı tüketiyoruz. Ekranlar, işler, koşturmalar arasında zaman kalmıyor. Ama bir masa etrafında 30 dakikalık bir buluşma, bir çocuğun bütün hayatına yön verebiliyor.