BİR MOTOSİKLET MESELEMİZ VAR
TÜRK sinemasının efsane, Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden Engin Çağlar’ı kaybettik.
İstanbul Şişli’de yolun karşısına geçmeye çalışırken bir motosikletin çarpması sonucunda hayatını kaybetti.
O görüntüleri herkes gibi ben de defalarca izledim.
Sadece bir kaza olarak geçiştirebilir miyiz?
Son yıllarda bu tür kazalar çok arttı.
Yollarda artık bir “motosiklet gölgesi” var.
Sinyalsiz, sessiz ve bazen bir saniyede önünüzde.
Ehliyetimi 18 yaşıma girince hemen aldım.
Kurallara uymayı, trafikte sabrı öğrenmeyi önemsedim.
Bugün hâlâ direksiyon başına geçtiğimde o çocuk ciddiyeti bende vardır.
70 yazıyorsa 70’le giderim.
Telefon çalsa bakmam.
Aynalara öyle sık bakarım ki belki boyum ağrılarım ondandır.
Ama buna rağmen bazen korkuyorum.
Çünkü aynada görmediğim bir motosiklet, bir saniye sonra önümde olabiliyor.
Birçoğu sipariş yetiştirmeye çalışıyor.
Zamanla yarışıyorlar; bazen hayatlarını riske atarak.
Birinin hızlı olma hakkı, diğerinin güvenli olma hakkını elinden almamalı.
Bizim şehirlerimiz hızla değişti ama trafik bilincimiz aynı hızda değişemedi.
Eskiden trafik bir otomobil meselesiydi; bugün artık bir motosiklet meselesine dönüştü.
Motosiklet bir ulaşım aracı olmaktan çıktı; bugünün ekonomisinin, hız kültürünün, hatta geçim derdinin simgesi haline geldi.
Kuryeler bizim yemeğimizi getiriyor, alışverişimizi taşıyor, şehrin nabzını tutuyorlar.
Ama trafik, sadece sürücü kursunda öğrenilen kurallardan ibaret değil. Bir trafik kültüründen de bahsetmeliyiz.
Ve ne yazık ki, biz o saygıyı bazen birbirimize borçlu olduğumuzu unutuyoruz.