ENGİN ÇAĞLAR’IN ARDINDAN
ENGİN Çağlar bir Yeşilçam yıldızıydı.
Sinemada zarafetin, beyefendiliğin temsilcisiydi.
Onun bu şekilde aramızdan ayrılışı, aslında bir ülkenin “trafik meselesini” yeniden düşünmesi gerektiğini gösteriyor.
Belki artık şunu konuşmalıyız.
Bir kazayı sadece “kader” diye geçiştirmemeyi...
Bir kaskı sadece “kural” diye takmamayı...
Ve bir hız sınırını
sadece “ceza” korkusuyla değil, bir hayatı korumak için tanımayı.
Engin Çağlar’ın ardından içimde şu cümle kaldı.
Biz sinemada onun zarafetini seyrettik.
Keşke o zarafeti biraz da trafikte gösterebilseydik.
YUNANİSTAN ‘4 GÜN ÇALIŞ 3 GÜN YAŞA’ DİYOR
PANDEMİ hepimizin hayatını değiştirdi.
Evden çalışmayı sevdik, eşofmanla toplantı yapmayı öğrendik, kahve molalarının kıymetini anladık.
Bakın, komşu Yunanistan çalışma hayatında köklü bir dönüşüme hazırlanıyor.
Meşhur siestalarıyla tanınan Akdenizliler, bu kez işi resmiyete döküyor.
Haftada dört gün, 10’ar saatlik mesai geliyor.
Yasa tasarısı, çalışanlara haftada dört gün çalışma hakkı tanıyor.
- İsteyen beş gün, isteyen dört gün...
- İsteyen, 10’ar saatten dört gün çalışıp üç gün dinlenebilecek.
- İsteyen, 13 saate kadar mesai yapacak, tabii “gönüllü” olursa.
- Üstelik fazla mesainin saati yüzde 40 zamlı.
Yani kısacası Yunanistan diyor ki.
“Çalış ama ölçülü çalış. Hayatın da hakkını ver.”
İşin ilginç tarafı, aynı Yunanistan geçen yıl tam tersini konuşuyordu.
Bazı sektörlerde haftada 6 gün çalışmayı serbest bırakmışlardı.
O zaman sendikalar ayağa kalktı. “Biz Avrupa’yız, fabrika değiliz!” dediler.
Şimdi bu dört gün modeliyle, aynı ülke Avrupa’da esnek çalışmanın vitrini olma yolunda.
Yunanistan bu yasayla sadece çalışma saatlerini değil, hayata bakışını da yeniden yazıyor.