Bir İstanbul klasiği ve şeflerin şefi
1993 yılında kapılarını açan Ulus 29, iyi yemek-müzik-eğlence birlikteliğinin en iyi örneklerindendir.
Muhteşem Boğaz manzarası da en büyük artılarından olan, 32 yıl içinde bir İstanbul klasiğine dönüşen 29, geçen hafta iki günlüğüne mutfağını gastronomi dünyasının en kendine has şefi olduğunu düşündüğüm Aret Sahakyan’a teslim etti. 25 yıl önce Washington’dan ülkesine geri dönerek Bodrum’un tam anlamıyla ikonik mekânı Maça Kızı’nın mutfağının başına geçen Aret Sahakyan, bir yıl önce de Sahir Erozan’ın annesi Ayla Emiroğlu’nun adına ithafla Ayla adıyla hayalindeki küçük şef restoranını açtı.
Sevgili Aret’in yemeklerini özleyenler, yaz aylarını beklemek zorundadır. Bu nedenle böyle ‘pop-up’ etkinlikler çok iyi oluyor.
Kendisi bana kızabilir ama arada keşke böyle buluşmalar tekrarlansa farklı mekânlarda derim.
Özellikle de Aret Şef’in mutfağında deneyim kazanan günümüzün ünlü şeflerinin restoranlarında.
Menüye gelince... ‘Kuşkonmaz-Gaziantep fıstığı-Urfa koyun peyniri’, ‘balkabağı-pirinç-kalamar-çekirdek’, ‘kalkan balığı-ıtır otu-ekşi maya ekmek kıtırı’, ‘dana yanak-ayva-kimyon’, ‘çikolata-kestane-kahve’ gibi üçlü ve dörtlü malzemelerden oluşan, şefi çok iyi anlatan, gücünü malzemeden alan, tüm yalınlığına karşın yaratıcı ve lezzetli tabaklardan oluşuyordu.