Ferruh, çok geçmeden bu işin kendisi için doğru seçenek olmadığına kanaat getirir, üstelik üslubu, nobranlığı, içinden geçeni hemen söyleyen yapısı odadaki iki kadın için olumsuz nottur. Lakin Refik nedense bu genç insanda özel bir yan bulur, sezgileriyle onun doğru adres olabileceğini düşünür ve onca başvuru içinde Ferruh’un işe alınması için direktif verir. Bu kararın ertesinde işbaşı yapan Ferruh için hayatının yeni sayfaları çok farklı bir sürecin ifadesine dönüşecek, iki ayrı yaş ve sınıf temsilcisi zaman içinde birbirlerine destek verecek ve sarsılmaz bir dostluğun kapısı aralanacaktır.
Ferruh derken bu rolde karşımıza çıkan genç kuşağın parlak yeteneklerinden Feyyaz Yiğit son derece ışıltılı bir portre çizmiş. Sinemada ‘Cinayet Süsü’ ve ‘Ölümlü Dünya’ serisinden hatırlanan ama popüler kültürdeki yerini asıl ‘Gibi’ dizisiyle güçlendiren oyuncu ‘Yan Yana’da aynı zamanda senaryoya katkıda bulunurken kendine özgü tarzını da karaktere taşımış. Keza sinemamızın önemli yapıtaşlarından Haluk Bilginer de Refik’te her zamanki gibi klasını konuşturmuş, Feyyaz Yiğit’le de son derece başarılı bir ikili olmuşlar. Lale’de Hatice Aslan, Figen’de de son dönemin yükselen yıldızı Bige Önal oldukça iyiydiler.
Mert Baykal’ın yapıtında zaman zaman hüzünlü bölümler devreye girse de genel harita komediden yana çiziliyor. Doğrusunu söylemek gerekirse ‘Yan Yana’ benim son zamanlarda en çok güldüğüm yerli yapım oldu. Dolayısıyla gönül rahatlığı içinde tavsiye ederim.
Orijinalinde ana karakterler Philippe’i François Cluzet’nin, bakıcısı Driss’i ise Omar Sy’nin canlandırdığı bu çok tutmuş yapım şimdi de Türkçe uyarlamasıyla karşımızda. Senaryosuna Aziz Kedi, Feyyaz Yigit ve Mert Baykal üçlüsünün imza attığı, yönetmen koltuğuna Mert Baykal’ın oturduğu ve de girişte konusunu özetlediğim film her ne kadar ‘Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana’ ismini taşısa da kısaca ’Yan Yana’ olarak zihinlerde yer edecek elbet...
Bu gerçek olaylardan sinemaya taşınmış evrensel öykü temel olarak iki farklı toplumsal kökenden gelen, yaşama bakış, müzik beğenisi, eğitim, insan ilişkileri vs. gibi konularda ayrı kültürel kodlara sahip iki kişinin adeta birbirlerini tamamlayan bir yapıya dönüşmelerini anlatıyor. Tabii bu denklemde asıl katalizör görevini, adı coğrafyasına göre Driss ya da Ferruh olan alt sınıf temsilcisi üstleniyor. Onun yetişme koşulları, kaygan bir zeminde tutunma çabası ve hayatı yorumlama biçimi, daha oturmuş, geleneksel ve mesafeli yapıdaki burjuva Refik’i (ya da Philippe’i tabii ki) etkiliyor.