IMAX formatında çekildi
Öte yandan orijinal Fransız yapımda ve Amerikan uyarlamasında alt sınıf temsilcisi siyahtı, bizdeki uyarlamadaysa Ferruh ‘Roman’ birey olarak çizilmiş. Bu arada film ‘IMAX’ formatında çekilmiş ve bu yanıyla ‘IMAX’ olarak vizyona giren ilk Türk filmi’ unvanının da sahibi olmuş.
Peki, bu durumun genel toplama katkısı nedir derseniz, bilhassa girişteki araba takip sahnelerinden oluşan aksiyon bölümlerinde özel bir görsel hava yaratıldığı kesin. Ayrıca bu sayede İstanbul’un son derece etkileyici gece kadrajlarını izliyoruz; gerçi yerli seyirci bu tür çerçevelere hâkim ama yurtdışı için bu sahneler sanırım ‘turistik’ bir dokunuşun ifadesine dönüşecektir.
Bu arada çok tutacağa benzeyen, filmin açılışındaki ‘İtfaiye’ şarkısını da Feyyaz Yiğit’le Mert Baykal’ın yazdığını not düşelim. Bestesiyse filmin müziklerinde de imzası olan Cem Öget’in.
Bu tür zengin-fakir dostluk hikâyelerini daha çok eski Yeşilçam yapımlarında görürdük. Lakin ‘Yan Yana’nın orijinal filminin ana kaynağına bakınca Fransa’da yaşanmış gerçek olaylardan sinemaya taşındığı gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Ama ben yine de böylesi öykülerin hayatta çok nadir olduğu ve terazinin iki yanındaki gerçek dengenin -bugüne kadarki kimi yanlış uygulamalarına karşın- ancak ‘sosyalist’ sistemlerde
vücut bulacağına inanıyorum.
Neyse hâlâ ‘ütopya’ vasfı taşıyan bu özlemim bir gün gerçekleşene kadar toplumların ‘Yan Yana’ benzeri filmlere ihtiyaç duyduğu kanısındayım. Dolayısıyla salonun yolunu bu sebeple de tutun derim.
VE DİĞER SEÇENEKLER
◊ Ünlü söz yazarı Lorenz Hart, eski iş ortağı Richard Rodgers’ın sahneye koyduğu yeni müzikal ‘Oklahoma!’nın açılış gecesinde soluğu her zamanki gibi Sardi’s isimli restoranda alır. Gece boyunca içip barmen Eddie ve piyanist Morty’yle muhabbet ederken hayatına yönelik bir hesaplaşmaya da girişir. Broadway’in altın çağının unutulmaz söz yazarlarından Lorenz Milton Hart’ın yaşamından esinlenen ‘Mavi Ay’ (Blue Moon) bir dönemin çok özel koridorlarında dolaşıyor. Richard Linklater’ın yönettiği ve kadrosunda Ethan Hawke, Margaret Qualley, Andrew Scott ve Bobby Cannavale’nin olduğu yapımda Ethan Hawke muhteşem oynuyor. Bana kalırsa performansıyla En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterilmeli...