Sanal kumar bağımlılığının gelişmesinde birçok psikolojik, biyolojik ve çevresel faktör rol oynuyor:
Kolay erişim: Sanal kumar, akıllı telefonlar ve bilgisayarlar aracılığıyla 7/24 oynanabiliyor, bu durum da bağımlılığı tetikliyor.
Hızlı kazanç umudu: Kişiler; kısa sürede büyük paralar kazanabileceklerini düşündükleri için, oynamaya devam ediyorlar.
Beyin kimyası: Kumar oynarken salgılanan dopamin, kişiye haz veriyor ve bağımlılığın gelişmesine neden olabiliyor.
Psikolojik faktörler: Depresyon, kaygı bozukluğu, yalnızlık ve stres yaşayan bireyler, sanal kumarı bir kaçış yolu olarak görebiliyorlar.
Reklam ve teşvikler: Çevrimiçi bahis siteleri, cazip bonuslar ve promosyonlarla insanları teşvik ediyor.
Kaybı telafi etme isteği: Para kaybeden kişi, daha fazla oynayarak zararını çıkarmaya çalışıyor ve bu kısır döngü bağımlılığı derinleştiriyor.
Sanal kumar bağımlılığı; teknolojinin gelişmesiyle birlikte tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de giderek artan bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor. Online bahis, slot makineleri ve canlı casinolar yalnızca maddi çöküşe değil, ağır psikolojik sorunlara, intihar düşüncelerine ve aile içi yıkımlara yol açıyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi uzmanları, kumar bağımlılığına ilişkin çarpıcı veriler ve derinlemesine analizlerle toplumun gizli yarasına dikkat çekiyorlar:
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel; sanal ortamda oynanan kumar ve bahis oyunlarının yalnızca eğlencelik bir aktivite olmadığını, ciddi bir bağımlılık riski taşıdığını belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre; son bir yıl içinde dünya genelinde, yetişkinlerin %46,2’si ve ergenlerin %17,9’u en az bir kez kumar oynamış bulunuyor. Yetişkinlerde kumar bağımlılığı oranı ise %0,1 ile %5,8 arasında değişiyor. Çevrim içi casinolar, slot makineleri ve mobil uygulamalar aracılığıyla oynanan sanal bahisler, kontrolsüzce artıyor. Türkiye’ de de, dijital erişimin kolaylaşmasıyla, bağımlılıklar genç yaşlara kadar iniyor.
“Kumarın psikolojik etkileri, sadece kayıplarla sınırlı değil” diyen Prof. Dr. Ögel: “Kumar bağımlılarının %50'sinden fazlasının yaşamlarının bir döneminde intiharı düşünmüş, bu bireylerin %17–20’sinin intihar girişiminde bulunmuş ve bu oranın, genel toplumda görülen intihar girişim oranının 5–10 katı.” olduğunu belirtiyor. Bağımlılıkla birlikte bireyde kontrol kaybı, sosyal izolasyon, finansal çöküş, depresyon ve suçluluk duyguları geliştiğini belirten Prof. Dr. Ögel; “Bağımlıların yaklaşık dörtte biri en az bir kez intihar girişiminde bulunuyor. Bu, kumar bağımlılığının ciddiyetini ve karmaşıklığını açıkça ortaya koyuyor.” diyor.
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Elif Sena Özata’ ya göre, kumar bağımlılığı en sık 18–35 yaş arasında ortaya çıkıyor. Gençler, orta yaşa kıyasla 1,5 kat daha yüksek kumar eğilimi gösteriyor. Cinsiyet farkı ise dikkat çekici: “Erkeklerde kumar bağımlılığı oranı kadınlara göre 3–4 kat daha fazla. Ancak kadınlar bir kez başladıktan sonra bağımlılığa daha hızlı ve keskin bir şekilde sürüklenebiliyorlar.”
Türkiye'de kumar bağımlılığı oranı %1,41, riskli davranış oranı ise %8,7. Ancak verilerin eksik bildirilmesi nedeniyle bu oranların gerçekte daha yüksek olduğu düşünülüyor. Klinik Psikolog Elif Sena Özata, kumar bağımlılığının yalnızca bireyi değil ailesini de etkilediğini belirterek; ailelerin sürece aktif olarak dahil olması gerektiğini söylüyor: “Bağımlılık tedavisi uzun, zorlu ama umut dolu bir süreçtir. Ailenin bilinçli desteği tedavinin gidişatını olumlu yönde etkiler.” diyor.
Kumar bağımlılığının yalnızca bireysel seçimlerle açıklanamayacağını belirten Klinik Psikolog Özata; biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığını vurguluyor. Genetik yatkınlık, erken yaşta başlama, düşük özdenetim ve stresle başa çıkma yöntemleri kumar davranışını tetikliyor. Dijital ortamda erişimin kolaylığı ve sosyal medya tarafından sunulan "hızlı zenginleşme" illüzyonu da riski artırıyor.
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Klinik Psikoloğu Muhammed Yusuf Babacan ise, kumar bağımlılarında yoğun duygusal yoksunluk yaşandığını ifade ediyor. Terleme, baş ağrısı ve çarpıntı gibi fiziksel belirtiler görülse de asıl kriz duygusal boyutta yaşanıyor. Zira, “Kişi yoğun çaresizlik, depresyon, uyku bozuklukları, iştahta artma veya azalma, huzursuzluk ve kumar oynamaya karşı aşırı bir istekle mücadele ediyor. Bu, ciddi bir psikiyatrik bozukluktur.” diyor.
Babacan, son 20 yılda internetin yaygınlaşmasıyla kumar bağımlılığının keskin bir artış gösterdiğini ifade ediyor. “Canlı bahis sistemleri her an, her yerden erişilebilir hale geldi. Hızlı sonuç veren yapılarıyla beyni daha hızlı etkileyip bağımlılığı tetikliyorlar. Artan erişim kolaylığı, kumarı kontrolsüz ve sürekli hale getiriyor. Özellikle gençler, 24 saat erişilebilir bu sistemlere karşı savunmasız durumda.” diyor.
Kumar bağımlılığı, kişinin hayatını olumsuz etkileyen ve çözüm gerektiren bir sorun. Sanal kumar bağımlılığı da, psikolojik ve sosyal sorunlara yol açarak kişinin hayat kalitesini düşürebiliyor. Sanal kumar bağımlılığına sayısal olarak bir bakacak olursak; Dünya Sağlık Örgütü’ ne göre yılda 350 milyon kişi sanal kumar oynuyor. Ülkemiz özelinde ile eldeki veriler kısıtlı. Bu kısıtlı verilere göre, Türkiye’de iki milyon sanal kumar bağımlısı var. Ve yasa dışı bahis sitelerinin tüm dünyadaki pazar payının %2.5’ini Türkiye oluşturuyor. Bu da yaklaşık olarak 10 milyar TL’ na denk geliyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ nun 2023’te paylaştığı bir veriye göre ise, 2022’ de 183.000’i aşkın yasa dışı kumar sitesine erişim engeli getirilmiş. Durumun içler acısı olduğunu gösteren son veri ise Yeşilay’ dan: 2023 yılında sanal kumar bağımlılığı şikayetiyle danışmanlık merkezine başvuranların oranı %37’yi aşmış. İlgili veriler ne denli bir tehlike içerisinde olduğumuzu ortaya koyuyor.
Ben de bir arkadaşımın oğlu sebebiyle yaşadıklarına şahit olarak, bu bağımlılığın ne denli tehlikeli olduğunu fark etmiş bulunuyorum. Bu yüzden, sanal kumarın bireyleri uçuruma götüren bir bağımlılık olduğunun unutulmaması ve bu sorunun çözümü için hep birlikte mücadele edilmesi gerektiği konusundaki inancımı dile getirmek istiyorum.