Marmara Denizi’ne irili ufaklı 200 kadar akarsu boşalıyor. Bunların tamamı sanayi bölgelerinin ağır metallerini, yani zehirlerini durmaksızın Marmara’ya taşıyor. Hele Gönen, Kepsut, Nilüfer, Susurluk ve Ergene ırmakları simsiyah bir renkle ve ağır koku saçarak boşalıyor. Çevresinde yaşayanlar Nilüfer Çayı için “Yılın moda rengi hangisiyse, o renkte akar” diyorlar.
Kirlenmenin ana nedeni; sanayi kuruluşlarının ve yerel yönetimlerin biyolojik arıtmaya bir türlü geçememiş ve bütün pisliği Marmara’ya boca etme kolaycılığından kurtulamamış olmaları...
Midye suyu süzen ve planktonlarla beslenen bir canlı.
Dev bir kanalizasyon ve çöplük haline gelen Marmara Denizi’nde çiftlikte yetişmiş olsa bile midyenin genel pislik ve ağır metallerden etkilenmemesi ne kadar mümkün olabilir? Cıva, manganez, nikel, kurşun, arsenik, kobalt, krom, bakır, kadmiyum ve titanyum gibi ağır metaller, insan bedenine girdikten belirli bir süre sonra Alzheimer, Parkinson, kanser, karaciğer yetmezliği gibi birçok hastalığa zemin hazırlıyor.
Özellikle sanayi atıklarının yoğun olarak denize karıştığı bölgelerde yetişen kabuklu ürünler, bünyelerinde yoğun miktarda toksik maddeler biriktirebiliyor. Bunların en tehlikelisi olan nörotoksinler hızla solunum felci yaparak, tüketen kişinin ani ölümüne sebep olabiliyor.😑