Bazı yolculuklar valizle değil bir duyguyla başlar
Gastronomiyi bir bilim gibi değil, bir duygu gibi anlatır.
Aslında her şey onun başka bir mesleği varken başladı.
Gıda mühendisliğinden mezun oldu, uzun yıllar özel sektörde çalıştı.
Ama bir yerden sonra içindeki ses ona şunu fısıldadı.
“Senin yolun mutfaklardan değil, hikâyelerden geçiyor.”
İşte o ses onu önce radyoya götürdü.
Beslenme üzerine programlar yaptı, yemek kitapları hazırladı.
Ve bir gün kelimeler bir kapı açtı.
Gastronomi sadece “yemek” değildi; bir ülkenin hafızasıydı, kültürüydü, kimliğiydi.
BİR FİNCAN ÇAYLA BAŞLAYAN HİKÂYE
Ebru’nun çayı anlatma hikâyesi bir fikirden değil, bir duygudan doğdu.
Bir gün sırt çantasını alıp Hindistan’a gitti.
Rutin bir seyahat gibi başlayan yolculuk, Assam’ın sisli tepelerinde başka bir şeye dönüştü.
Orada, dünyanın en iyi çay masterlarından biriyle iki ay geçirdi.
Yaprakların nasıl toplandığını, oksidasyonun nasıl bir ritim tuttuğunu, toprağın nasıl karaktere dönüştüğünü öğrendi.
O günlerde çay ona sadece bir içecek gibi gelmemeye başladı.
Doğayla yapılan bir anlaşma, bir felsefe, bir sabır işi gibi geldi.
Ve hikâye tam orada başladı.😇