ÜÇ KADININ GÜÇ BİRLİĞİ BİR İŞ FİKRİNE DÖNÜŞTÜ
PANDEMİ öncesi dünya çay ülkelerini dolaştığı belgesel sırasında Sri Lanka’da, Japonya’da, Tayvan’da hep aynı şeyi gördü. Çay, aslında bir ülkenin kendini anlatma biçimiydi.
Türkiye’ye geldiğinde Rize’de Aytül Turan ve Yasemin Serdar ile tanıştı.
İki kadın, iki amatör
çay üreticisi.
Sadece hobi olarak ürettikleri yeşil çay,
dünya standartlarında bir kaliteye sahipti.
Ebru, bu çayı Çırağan’ın genel müdürü Bay Radtke’ye tattırdı.
O an, hikâyenin kırılma noktasıydı.
“Bizim için bir çay koleksiyonu hazırlamalısınız” dedi.
Ebru Çin’den tamamen kendi imkânlarıyla makine getirdi.
Üretimi standardize etmek için Aytül ve Yasemin’le birlikte çalıştı.
Hindistan’daki hocası Parag’ı Rize’ye davet etti.
Toprak analizi yaptı, bitki sağlığına baktı, hasadı optimize etti.
Ve Karadeniz’in topraklarıyla Asya’nın ortodoks çay tekniklerini birleştiren bir sistem kurdu.
Bugün Chaika’nın ürettiği yeşil çaylar yüksek kateşin değerleri, zengin antioksidan yapıları ve rafine aromalara sahip.
Anadolu’nun bitkileriyle yapılan harmanlar, fitoterapistlerin danışmanlığıyla oluşturulan sağlık odaklı içerikler, hiçbir aromanın kullanılmadığı saf ürünler...
Şahane bir öykü değil mi?