OLMAK YA DA OLMAMAK
PAZARTESİ gecesi BM Güvenlik Konseyi’ndeki Gazze oylaması Shakespeare’in ünlü dizesiyle özetlenebilir.
Olmak ya da olmamak...
Filistin devleti için büyük mesele bu.
Ama sadece onun için değil.
Ufukta bir Filistin devletinin görülme ihtimali bile Netanyahu’nun siyasi ikbalinin sonu anlamına gelebilir.
Olmak ya da olmamak...
Türkiye’nin Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü’ndeki varlığı bölgenin geleceği için hayati bir mesele.
İsrail açısından ise ne yutabileceği ne çiğneyebileceği demirden bir leblebi.
Olmak ya da olmamak...
Rusya ve Çin’in “Bu oyunda biz de varız” diyerek son dakika önergesiyle Trump’ın planına rakip olması, meselenin dünya siyasetinde nasıl maşa gibi kullanıldığını anlamak için iyi bir örnek.
Olmak ya da olmamak...
Trump’ın 7 Ekim sonrasında hepten yok saydığı Birleşmiş Milletler’e, bu kez kendi planının işleyebilmesi için koşa koşa başvurması tarihin bir cilvesi.
Olmak ya da olmamak...
Gazze katliamı boyunca varlığı ya da yokluğu tam anlaşılamayan Avrupalı devletlerin Filistin’i tanıyarak son dakikada Güvenlik Konseyi trenine yetişmeleri biraz hazin bir manzara.
Olmak ya da olmamak...
Gazze’de elimizde şu anda var olan tek şey çatışmasızlık. BM oylamasıyla birlikte Trump’ın 20 maddelik planı yeni bir meşruiyet çerçevesi kazandı.
Ama kışın kapıyı çaldığı, yerle bir olmuş Gazze’de katliamdan kurtulanların daha fazlasına ihtiyacı var. Büyük çoğunluğu barınma ve yiyecekten yoksun.
UNICEF’e göre Gazze’de tam 630 bin çocuk eğitime ulaşamıyor.
Can Yücel, ünlü Shakespeare uyarlamasında “Olmak ya da olmamak” dizesini Türkçeye şöyle çevirmiş: “Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin?”
Gazze için asıl mesele bu.