2011 yılında eşimi kaybettiğimizde, Chianti bu durumdan çok etkilendi. Bir süre hayata küstü, sonra bizim sevgimizle yeniden döndü hayata…
Bizimle beraberliği süresince ailemize büyük mutluluk veren Chianti, on altı yaşında hayatını kaybetti. Onu; kucağımda sevip okşayarak, göz yaşları arasında uğurladım sevgili babasının yanına. O gece yanımda kaldı, ertesi sabah bahçede hazırladığımız mezara defnettik hiçbir zaman unutamayacağım güzel kızımı.
Bir süre başka bir kedi girmedi hayatımıza. Kızım her gün eve bir kedi resmi ile geliyor, “Anne bunu alalım mı?” diye soruyordu. Uzun süre direnen ben, 13 Mart 2018’ de; kızımın internette gördüğü sokakta yaşayan bir kedi için, “haydi bu gelsin” dedim…
Yaklaşık altı aylık olan bu kediyi veteriner kontrolünden geçirdikten sonra evimize aldık. Ona “Oğluş” adını verdim. İlk geldiği günlerde, sanki “lütfen beni göndermeyin” der gibi hiç ayrılmadı yanımdan. Yaşamın sokaktaki hayvanlar için hiç de kolay olmadığını hepimiz biliyoruz. Ama buna rağmen bir kedi ya da köpeği önce sahiplenip sonra sokağa geri bırakanlara da sıkça rastlıyoruz. Sanıyorum benim Oğluş’ um da işte böyle bir kediydi…
Dünya üzerinde milyonlarca hayvan açlıkla, barınmayla ve iklim koşullarıyla mücadele ederek sokaklarda yaşıyor. Ve bu hayvanların pek çoğu ne yazık ki şiddet ve istismara maruz kalabiliyor. Sokağa terk edilen hayvanlar; trafik kazalarına, bulaşıcı hastalıkların yayılmasına ve toplumsal huzursuzluğa da neden olabiliyorlar. Unutmayalım ki, bu dünya sadece insanlara ait değil, bizlerle aynı havayı soluyan sevimli dostlarımızın da yaşama haklarının güvence altına alınması gerekiyor.
Ülkemizde, yetkililer tarafından hayvan sahiplerinin yasal sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiği vurgulanıyor. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’ na göre, sahipli hayvanını sokağa bırakan kişilere 86.358 TL’ye kadar idari para cezası kesilebiliyor. Bu ceza, hayvanların güvenliğini ve toplum sağlığını korumayı amaçlıyor. Bu nedenle, cezai yaptırımların caydırıcılığını artırmak için sıkı denetimler yapılıyor