SABAH KAHVESİNİN SIRRI
ABD’de 40 bin kişi üzerinde yapılan ve yaklaşık 10 yıl süren bir takip çalışması, kahve içme zamanlamasının önemine dikkat çekiyor. Katılımcılar “sabahçılar” (yüzde 36) ve “gün boyu içenler” (yüzde 14) olarak iki gruba ayrılmış. Sonuçlar dikkat çekici: Sabah kahve içenlerde ölüm riski, hiç kahve içmeyenlere göre yüzde 16 daha düşük. Bu koruyucu etki gün boyu kahve içenlerde görülmemiş. Kardiyovasküler hastalıklardan ölüm riskindeyse fark daha da büyük: Sabah kahve içenlerde risk yüzde 31 daha düşük.
Bu bulgular önemli çünkü öğleden sonra veya akşam içilen kahve, melatonin üretimini baskılayabiliyor. Sirkadiyen ritim kafeini günün farklı saatlerinde farklı işliyor ve kahvenin anti-inflamatuar etkisi sabah saatlerinde daha belirgin olabiliyor.
METABOLİZMAYI UYANDIRIYOR
Kahvenin metabolizma üzerindeki etkileri uzun süredir merak ediliyor. Gözlemsel çalışmalar, tip 2 diyabetten kilo kontrolüne kadar birçok alanda kahve içenlerde daha düşük risk olduğunu gösteriyordu, fakat neden belirsizdi. Buradaki temel soru şuydu: Kahve gerçekten mi etkiliyor, yoksa kahve içenlerin yaşam tarzı mı farklı?
Bu soruya yanıt arayan bir çalışmada, 24 hafta boyunca günde dört fincan kahve içen sağlıklı yetişkinler izlendi. Sonuçlarda insülin duyarlılığında anlamlı bir değişiklik görülmedi; ancak yağ kütlesinde belirgin bir azalma tespit edildi. Yani kahve glikoz metabolizmasını büyük ölçüde değiştirmiyor ama vücut kompozisyonunda küçük ama tutarlı bir etki yaratıyor. Bu etki termojenik yanıt, enerji harcaması veya davranışsal değişikliklerle (örneğin hareketliliği artırmasıyla) ilişkili olabilir.