İzmir EXPO’ya yeniden aday olmalı
İki kez olmadı.
Ama hiçbir zaman “kaybettik” demedim.
Çünkü o iki adaylık, İzmir’e kaybettirmedi; tam tersine çok şey kazandırdı.
Şehir kendini anlattı, küresel sahnede konuşmayı öğrendi, büyük hayal kurmanın ne olduğunu gördü.
Ve belki de en önemlisi; İzmir ilk kez dünya ölçeğinde bir iddiayı telaffuz etti.
Bugün hala aynı şeyi düşünüyorum.
İzmir EXPO’ya yeniden aday olmalı.
Bu arada dünya EXPO’ları da değişti.
Osaka 2025 bunun kanıtı oldu.
Japonya’nın Kansai bölgesindeki Expo 2025 Osaka son buldu.
“Geleceğin Toplumu”, “Biyoçeşitlilik”, “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” gibi temalar işlendi.
Altı ay boyunca dünyanın farklı köşelerinden gelen insanlar tek bir mesele etrafında buluştu.
O da gelecekti.
Expo’nun kapanış haftalarında bile aynı cümle konuşuluyordu.
“Daha iyi bir yarın için birlikte ne yapabiliriz?”
Kawamori Shoji’nin tasarladığı Canlı Dünya Yolculuğu Pavyonu, insanın doğadaki yerini yeniden düşünmemizi sağlayan bir deneyim sundu.
Matteo Ward’ın dediği gibi, “Tek bir teknoloji, tek bir marka bu sorunları çözemez. Bütünsel yaklaşım şart.”
Yani EXPO artık sadece bir fuar değil; insanlığın ortak akıl arayışı diye düşünebilirsiniz.
Ve bu yönelimi Uluslararası Sergiler Bürosu’nun Genel Sekreteri Dimitri Kerkentzes çok net özetlemiş.
“Tema Haftaları dünya fuarlarının yol gösterici ilkesi haline geldi.”
Dünya EXPO’ları artık bir sergi değil, bir tartışma alanı; bir tanıtım değil, bir gelecek kurma denemesi.